Anasayfa arrow On Dört Masum-i Pak arrow Ehlibeyt arrow Kırk Hadiste Ehl-i Beyt(as)
Ana Menü
Kırk Hadiste Ehl-i Beyt(as) Yazdır e-Posta

                       KIRK     HADİSTE    EHL-İ  BEYT(A.S) 
 

1-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur:

   "Kim, benim hayatımla hayatta olmak, ölümümle ölmek ve Rabb'imin diktiği adn cennetinde sakin olmak istiyorsa, benden sonra Ali(a.s)'yi ve onu seveni sevsin ve benden sonra Ehlibeytime uysun; onlar benim itretimdir, benim tinetimden yaratılmışlar; benim anlayış ve ilmimle rızıklanmışlardır. O halde, vay ümmetimden onların faziletlerini yalanlayanların ve benim onlarla olan yakınlığımı kesenlerin haline; Allah(c.c.), benim şefaatimi onlara ulaştırmayacaktır."

Şerh-u İbn-i Ebi'l Hadid, c.9, s.170/12; Hilyet-ul Evliyâ, c.1, s.86; Kenz-ul Ummal, c.12, s.103/24198; Kifayet-ut Talib, s.214; Mecma-uz Zevaid, c.9, s.108; Tercemet-u Emirulmüminin min Tarih-i Medinet-i Dimaşk, c.2, s.95. 
 

2-Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Ali’ye(a.s) işaret ederek şöyle buyurmuştur:            

       “Bu, bana ilk iman eden ve kıyamet günü ilk benimle tokalaşacak olandır. Bu, en büyük Sıddıktır. Bu, ümmetin Faruk’udur. Hak ile batılı birbirinden ayırır ve bu mü’minlerin önderidir.” 

Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 156 hadis no: 2608, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 102, Kifayet-üt Talib Genci Şafii’nin s. 187, Tarih-i Dimeşk c. 1 s. 87, Ali bin Ebu Talib bölümü, Üsd-ül Ğabe c. 5 s. 287 
 

3-Hz. Resulullah (s.a.a) Selman’a (r.a) şöyle buyurdular:

      “Ey Selman! Kim kızım Fatıma(s.a)’yı severse cennette benimle birlikte olur; kim de ona düşman olursa ateşe atılır.

Ey Selman! Fatıma(s.a)’ya sevgi beslemenin yüz yerde insana faydası dokunur; o yerlerin en kolayı şunlardır: Ölüm zamanı, kabre koyulurken, terazi kurulduğunda, mahşer günü, sırat köprüsünde ve sorgu sual zamanı.

Ey Selman! Kızım Fatıma(s.a) kimden razı olursa ben ondan razıyım; ben de kimden razı olursam Allah Teala ondan razı olur; Fatıma(s.a) kime gazap ederse ben ona gazap ederim; ben de kime gazap edersem Allah ona gazap eder.

Ey Selman! O’na ve kocası Emir’ul Mü’minine(a.s), onun torunları ve Şialarına zulüm edenlerin vay haline!”

 Feraid’us- Simtayn, c. 2, s. 67. 
 

 4-Hz.Resûlullah (s.a.a) Efendimiz buyurmuştur ki: 
    

       “Şüphesiz (âhirete) çağrılıp gitmem yakındır. Size iki büyük ve hukuku ağır emanet bırakıyorum. Birisi Aziz ve Celil olan Allah’ın kitabı Kur’an. Diğeri de gözümün nuru ehl-i beytimdir. Allah’ın kitabı Kur’an; semadan yeryüzüne uzatılmış (ilâhî ve nuranî) bir iptir. Lâtif ve Habir olan (her şeyi bilen Rabbim) bana bildirdi ki: Kur’an’la ehl-i beytim (âhirette) Havz-ı Kevser’in başında bana gelene kadar birbirinden ayrılmayacak. Öyleyse sizler (size emanet ettiğim) bu iki şeyde bana nasıl halef olduğunuza (benden sonra onlara nasıl davrandığınıza) iyi bakınız; onların hakkını korumaya dikkat ediniz!” 

  Ahmed Müsned 111 17;V 182;Tabarânî el-Mu’cemu’1-Kebir V 154 (No:4922 4923). Bkz: Tirmizî Menâkıb 32 (No:3788. Aynı konuda biraz farklı bir rivayet) 
 

5-Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

      “Bir kişi, Beyt-ül Haram’da Rükun ile Makam arasında devamlı namaz kılıp oruç tutsa dahi, Âl-i Muhammed’e kin duyduğu taktirde mutlaka cehenneme gidecektir.” 

Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 149, Sevaik-ül Muhrika s. 172, Zehair-ül Ukba Taberi Şafii’nin s. 18, Yenabi-ül Meveddet s. 192,277,305 .- Tefsir-ül Keşşaf c. 4 s. 220, 221, Nur-ül ebsar Şeblenci’nin s. 104, 105, Tefsir-ül Kebir Fahri Razi’nin c. 7. s. 405, Tefsir-üs Salebi Meveddet ayetinin tefsiri bölümü 
 

6-Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

     "Sizin erkekleriniz arasında en üstün olan Ali (a.s), gençleriniz arasında en üstün olan Hasan(a.s) ile Hüseyin(a.s) ve kadınlarınız arasında en üstün olan Fatıma(s.a)’dır." 

Kenz-ül Ummâl, c.6, s.217. Tarih-i Bağdâdi, c.4, s.391. 

7-Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur:

      "Cennete girecek ilk şahıs Muhammed'in (s.a.a) kızı Fatıma(s.a)'dır. Fatıma(s.a)'nın, bu ümmetteki yeri Beni İsrail'deki Meryem'in yeri gibidir."

Kenz-ül Ummâl, c.6, s.219. 

8-Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

       “Andolsun Kâbe’nin Rabb’ine ki Allah(c.c), kızım Fatıma(s.a)’ya hakkı vererek (zalimlere) hükmünü gösterecektir. Daha sonra kızım Allah(c.c)’a yönelerek “Ey Allah’ım, benim şefaatimi oğlum Hüseyin(a.s)’in musibetlerine ağlayanlar hakkında kabul buyur.” diye istekte bulunacak ve Allah’u Teâla (c.c) da onun şefaatini Hüseyin(a.s)’e ağlayanlar hususunda kabul edecek (ve böylece onları cennete yerleştirecektir.”

Meveddet-ül Kurba, s.32, Yenabiu’l Mevedde, c.2, s.323, Menakıb-i İbn-i Meğazilî 

9-Hz. Resulullah(s.a.a) şöyle buyurmuştur:

       “Kim Nuh(a.s)’un azmini, Adem(a.s)’in ilmini, İbrahim(a.s)’in hilmini, Musa(a.s)’nın zekasını ve İsa(a.s)’nın zühdünü görmek isterse, Ali bin Ebu Talib(a.s)’e baksın.” 

Şerh-i Nehc-ül Belağa İbn-i Ebu-l Hadid c. 9 s. 168, c. 2 s. 449, Tefsir-ül Kebir Fahri Razi’nin c. 2 s. 288, El-Yevakit vel Cevahir Şe’rani’nin s. 172, Yenabi-ül Meveddet Kunduzi’nin s. 214, 212, Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib’in bölümü c. 2 s. 280, hadis no: 804, Şevahit-üt Tenzil Haskani’nin c. 1 s. 78, El Menakıb Harezmi’nin s.220 

10-Abdullah İbn-i Mes'ud'dan rivayet etmiştir ki: Allah'ın Resulü(s.a.a) şöyle buyurdu:

         "Fatıma(s.a), iffetini kamil olarak korudu. Bu yüzden Allah(c.c) onun soyuna ateşi haram kılmıştır."

Müstedrek-üs Sahihayn, c.3, s.152. Hilyet-ül Evliyâ, c.4, s.188. Kenz-ül Ummâl, c.6, s.219. Zehâir-ül Ukbâ, s.48. 
 

11-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur :

       “Hüseyin(a.s) bendendir; o benim oğlum ve evladımdır, kardeşinden sonra insanların en üstünüdür; o Müslümanların İmamı, mü’minlerin mevlası, alemlerin Rabb’inin halifesidir; yardım dileyenlerin yardımına koşan, sığınak arayanların sığınağı ve Allah(c.c)’ın yaratıklarına olan hüccetidir; o, cennet gençlerinin efendisi ve ümmetin babıdır (kapısıdır); onun emri benim emrimdir; ona itaat bana itaattir; ona uyan bendendir; ona isyan eden benden değildir.” 

Emali-yi Saduk, s.101. 

12-Hz. Resulullah(s.a.a) şöyle buyurmuştur:

      “Ben uyarıcıyım, Ali(a.s) ise hidayetçidir. Ey Ali(a.s)! Benden sonra seninle hidayet arayanlar hidayet bulacaklardır.”

Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 157 9 hadis no: 2631, Yenabi-ül Meveddet s. 99, Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 417, Feraid-üs Simteyn c. 1 s. 148, Şevahit-üt Tenzil Haskani’nin c. 1 s. 293 
 

13-Hz. Resulullah (s.a.a) ensâra şöyle buyurmuştur:

       “Ey ensâr cemaatı! Size, kendisine tutunduğunuz taktirde, hiçbir zaman yolunuzu şaşırmayacağınız birini tavsiye edeyim mi? O Ali(a.s)’dir. Onu beni sevdiğiniz gibi sevin. Bana verdiğiniz değeri ona da verin. Benim size dediğimi, Cebrail, Allah Azze ve Celle tarafından bana emretmiştir.” 

Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 157 hadis no: 2625, Şerh-i Nehc-ül Belağa İbn-i Ebu-l Hadid’in c. 2 s. 450, Hilyet-ül Evliya Ebu Naim’in c. 1 s. 63, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 132, Kifayet-üt Talib Genci Şafii’nin s. 210, Yenabi-ül Meveddet Kunduzi Hanefi’nin s. 313 
 

14-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur:

     "Bu ikisi benim oğullarım Hasan(a.s) ve Hüseyin(a.s)'dir; Allah'ım! Ben onları seviyorum. Allah'ım! Ben onları seviyorum; onları sevenleri de seviyorum."  

Sahih-i Buhari, c.5, s.100-101/235;

Sünen-i Tirmizî, c.5, s.656, 3769 ve 3772; Müsned-i Ahmed, c.2, s.336 ve c.5, s.369; Müsned-i Tiyalisî, c.10, s.332, Beyrut-Dar-ul Marifet; Tarih-ul Kebir -Buhari-, c.2, s.286; Mecma-uz Zevaid, c.9, s.180; Kenz-ul Ummal, c.6, s.220; Usd-ul Gabe, c.2, s.12 
 
 15-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur:

    "Ey Fatıma(s.a)! Allah(c.c) senin gazabınla gazab eder ve senin rızanla razı olur."  

Müstedrek-i Hakim, c.3, s.513, Usd-ul Gabe, c.7, s.224; el-İsabe, c.8, s.159; Savaik-ul Muhrika, s.175, 11. bab, 1. bölüm, üçüncü kısım; el-Hasais-ul Kubra, c.2, s.265; Tehzib-ut Tehzib, c.12, s.331; Kenz-ul Ummal, c.6, s.219 ve c.7, s.111; Zehair-ul Ukba, s.39. 
 

16-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur:

        "Hasan(a.s) ve Hüseyin(a.s) Cennet gençlerinin efendileridirler. Babaları ise onlardan daha üstündür. "       

Kenzül Ummal No: 037694, Biharul Envar: c.43 s.263 ve 264 
 

17-Bir gün Peygamber (s.a.a), Hüseyin (a.s)’ı kucağına alarak şöyle buyurdu:

      “Hüseyin(a.s)’in şehadeti üzere mü’minlerin kalbinde bir aşk vardır. O aşk asla soğumaz.” 

Müstedrek’ul- Vesail, c.10,s.318 
 

18-Resulullah (s.a.a) buyurmuşlardır ki:

      “Hasan(a.s) ve Hüseyin(a.s), benim oğlumdurlar; onları seven beni sevmiştir; beni seveni de Allah sevmiştir; Allah(c.c) da sevdiğini cennete götürür. Onlara buğz eden bana buğz etmiştir, bana buğz edene de Allah buğz etmiştir; Allah(c.c) da kendisine buğz ettiği kimseyi cehenneme sokar.”  

Kenz’ul-Ummal, c.12, s.120. Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.51. 

19-Hz.Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyorlar:

        “Allah-u Teala(c.c.) kardeşim Ali(a.s)’ye sayılamayacak kadar çok faziletler vermiştir. Kim Onun faziletlerinden birisini ona ikrar ettiği halde zikrederse Allah(c.c), onun geçmişte ve son zamanlarda işlediği günahları affeder. Onun faziletlerinden birisini yazarsa, melekler sürekli olarak o yazıdan bir eser kaldıkça, ona mağfiret dilerler. Kim Onun faziletlerinden birisini dinlerse Allah(c.c), onun işitmek yoluyla işlediği günahlarını bağışlar. Kim Onun faziletlerinden olan bir yazıya bakarsa Allah(c.c), bakmak yoluyla işlediği günahları affeder.”

Menakı-ı Harzemi S: 2 
 

20-Yezid İbnu Hayyan, Zeyd İbnu Erkam dan naklen anlatıyor:  

"Resûlullah (s.a.a) buyurdular ki:  

        "Haberiniz olsun! Ben size iki ağırlık bırakıyorum. Bunlardan biri Allah Teâla'nın Kitabı'dır. O, Allah'ın(c.c) (sema-arz arasına uzanmış) ipi olup, kim ona tutunursa hidayet üzere olur, kim de onu terk ederse dalâlete düşer. İkincisi itretim, EhliBeytim'dir. "Biz, Zeyd İbnu Erkam'a sorduk :"Kadınlarıda Ehl-i Beyt'in den midir?"

  "Hayır! dedi, Allah'a yemin olsun, kadın bir müddet erkekle beraber olur. Sonra (kocası) onu boşar, o da babasına ve kavmine döner. "Resûlullah (s.a.a) Ehl-i Beyt'i (a.s) aslı ve kendinden sonra sadaka haram olanlardır”. 

 Müslim, Fezailu's-Sahabe 37, (2408).

 

  21 -Hz.Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyorlar:

            "Ali(a.s) inananların en üstünüdür, bunu kabul etmeyen kafirdir.”

 Kenz-ul Ummal C:11,S: 625 
 

22-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur : 

         “Eğer iyilik ve güzellik bir şahıs olmak isteseydi, o mutlaka Fatıma (s.a) olurdu; oysa Fatıma(s.a) ondan daha üstündür. Kızım Fatıma(s.a) soy, yücelik, keramet ve bağış bakımından yeryüzündeki insanların en üstünüdür.”

 Feraid’us- Simtayn, c. 2, s. 68.

 

23-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur:

        “Hüseyin(a.s) bendendir, ben de Hüseyin(a.s)’denim; Hüseyin(a.s)’i seveni Allah(c.c) sevsin.”

Sünen-i Tirmizi, c.5, s.324. ve Kenzül Ummal No: 037684 

24-Resulullah (s.a.a) bir gün İmam Hüseyin(a.s)’in elinden tutarak şöyle buyurdular:

         “Ey cemaat! Bu Hüseyin bin Ali(a.s)’dir; O’nu tanıyın; canım elinde olan Allah(c.c)’a ant olsun ki Hüseyin(a.s) cennettedir, O’nu sevenler de cennettedir, O’nu sevenleri sevenler de cennettedir.”

Bihar’ul-Envar, c.43, s.262 
 

25-Emirulmüminin Ali aleyhisselam şöyle buyurmuştur:  

         "Tohumu yaran ve mahlukatı yaratana andolsun ki Ümmi Peygamber'in bana ahdidir bu: Beni ancak mümin sever ve bana ancak münafık düşmanlık yapar."  

Sahih-i Müslim, c.1, s.86 / 131, Sünen-i Tirmizî, c.5, s.643 / 3736; Sünen-i Nesaî, c.8, s.116 ve 117; Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.42 / 114; Misbah-us Sünne, c.4, s.171 / 4763; Tercemet-u Emirulmüminin Ali aleyhisselam min Tarih-i Medinet-i Dimaşk, c.2, s.190 / 682-685; el-Bidayet-u ve'n Nihaye, c.7, s.54; el-İsabe, c.4, s.271; Müsned-i Ahmed, c.1, s.84, 95 ve 227; Tarih-ul Hulefa, s.187. 
 

26-Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:  

      “Ali(a.s) hakkında bana üç şey vahiy olundu; Ali(a.s), Müslümanların efendisi, muttakilerin imamı ve beyaz yüzlülerin komutanıdır.” 

Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 138, Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 157 hadis no: 2628, Mucem-üs Sağir Teberani’nin c. 2 s. 88, Menakıb-i Ali bin Ebu Talib İbn-i Meğazili Şafii’nin s. 65 Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 121, Üsd-ül Ğabe c. 1 s. 69, c. 3 s. 116, Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 257 
 

27-Hz. Resulullah(s.a.a) Hz. Ali(a.s)’nin kolundan tutarak şöyle buyurmuştur:  

       “Bu sadıkların imamı, kafirlerin katilidir. Ona yardımcı olana yardım olunur, ondan yardımı esirgeyenden yardım esirgenir.” 

Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 129, Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 153 hadis no: 2527, Menakıb-i Ali bin Ebu Talib İbn-i Meğazili Şafii’nin s. 84, Menakıb-i Harezmi Hanefi’nin s. 111, Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 476 hadis no: 996, 997, Yenabi-ül Meveddet s. 72, 185, 234, 250, Mizan-ül İtidal c. 1 s. 110 
 

  28-Ebubekir'den şöyle rivayet edilir: 

       " Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih'in bir çadır kurarak bir arap kavsine yaslandığını gördüm. Çadırda Ali(a.s), Fatıma(s.a), Hasan(a.s) ve Hüseyin(a.s)'in bulunduğu bir sırada buyurdu ki: "Ey Müslümanlar! Ben, bu çadırdakilerle sulh içinde olanlarla sulh içindeyim; bunlarla savaş halinde olanlarla savaş halindeyim; bunları sevenlerle dostum. Bunları ancak ceddi said ve doğumu güzel (helâlzâde) olan sever; bunlara ancak ceddi şakiy doğumu kötü (haramzâde) olan düşman olur."

er- Riyaz-un Nezire, c.2, s.189; Menakıb-ul Aşere, s.189; Erceh-ul Metalib, s.309. 
 

29-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: 

       “Yıldızlar (denizlerde yolunu kaybedenlerin) boğulmaktan emanda kalmalarına (kurtulmalarına) bir vesile olduğu gibi, benim Ehl-i Beyt’im de ümmetimin ihtilaftan emanda kalması için bir vesiledir. Bu yüzden Arap’tan (veya herhangi bir milletten) bir kabile onlara muhalefet ederse, ihtilafa düşer ve şeytan hizbinden olur.” 

Savaik’ul- Muhrika, s. 87. 
 

30-Resulullah sallallah'u aleyhi ve âlih şöyle buyurmuştur: 

       "Biz kurtuluş gemisiyiz, kim bu gemiye binerse kurtulur, kim de ondan uzaklaşırsa helak olur. O halde kimin Allah(c.c)’tan bir haceti, isteği olursa, onu biz Ehl-i Beyt(a.s)’e tevessül ederek (bizi vasıta kılarak) dilesin.” 

Feraid’us- Simtayn, s. 5. Erceh’ul- Metalib, s. 461 
 

31-Resulullah (s.a.a) bir hadiste şöyle buyuruyor: 

       "Ehl-i Beytim(a.s), Nuh(a.s)’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur; uzak duran boğulup helâk olur.”  

Hâkim Müstedrek III 151; Ahmed Müsned III 157; Tabarânî el-Kebîr No:2636-2638 
 

32-Hz.Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyorlar: 

     “Kıyamet günü olunca perde gerisinden bir münadi şöyle seslenerek: ‘ Ey Mahşer halkı gözlerinizi kapayın Fatıma bintu Muhammed(s.a) geçecek”.  

Kütüb-i Sitte Muhtasarı 4485. 
 

33-Resulullah (s.a.a.) Taif günü Hz. Ali (a.s)’yi çağırdı ve Onunla hususi konuşma yaptı. (Bu görüşme o kadar uzadı ki) halk: “Resulullah (s.a.a.) Amcasının oğluyla görüşmesini uzattı” dediler. Resulullah(s.a.a)  bunu işitince: 

         “Onunla hususi görüşmeyi ben yapmadım. Allah(c.c.)yaptı” buyurdu.  

Hz.Cabir (r.a.)’den:Kütüb-i Sitte Muhtasarı İbrahim Canan C. 12 S. 470 Hadis No:       4409.

 

34-Resulullah  (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

        "Hiç kimse, ben kendisine kendi canından, Ehlibeytim kendi ehlibeytinden; soyum, kendi soyundan ve zatım kendi zatından daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz."

el-Mu'cem-ul Evset-Taberanî-, c.6, s.116/5790; Mu'cem-ul Kebir -Taberanî-, c.7, s.86/6416; el Firdevs, c.5, s. 154/7796; Emali-us Saduk, s.274/9; İlel-uş Şerai -Saduk-, s.140/3, Menşurat-ı Mektebet-ul Hayderiyye- Necef-ul Eşref. 
 

35-Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:  

         “Biz Ehl-i Beyt’in sevgisine sarılın. Çünkü Allah(c.c)’ın huzuruna bizi severek çıkan kimse, bizim şefaatimizle cennete gider. Nefsimin elinde olduğu Allah(c.c.)’a and olsun ki, bizim hakkımızı tanımadıktan sonra hiçbir kulun ameli kendine bir fayda sağlamayacaktır.” 

Sevaik-ül Muhrika s. 138, Yenabi-ül Meveddet s. 246, 272, 303, 304, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 172, İhya-ül Meyyit Suyuti Şafii’nin s. 111 
 

36-Resulullah  (s.a.a) şöyle buyurmuştur : 

        "Fâtıma(s.a), benim bir parçamdır; Ona zor gelen şey bana da zor gelir Onu üzen beni de üzer. Kim de Allah Resulü’nü(s.a.a) üzerse amelleri heder olur”. 

( İbn Ebi Müleyke Misver b. Mahreme’den: 
  Buhari C. 7 S. 105 Feth; Müslim C.16 S. 2  
Nevevi; Ebu Davud C. 6 S. 80-81 Avnu’l  
Ma’bud Tirmizi C.1 S. 319 Ahmed bin Hanbel  
C. 4 S. 328 Nesai H. 130. 
 

37-Resulullah  (s.a.a) şöyle buyurmuştur: 

          “Bilin ki kim, Âl-i Muhammed (Ehl-i Beyt)’in sevgisi üzere (onların halleriyle hallenerek) ölürse şehit olarak ölmüştür; bilin ki kim, Âl-i Muhammed’in sevgisiyle ölürse, günahları bağışlanmış olarak ölmüştür; bilin ki kim, Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, tövbe etmiş olarak ölmüştür; bilin ki kim, Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, imanı kamil bir mümin olarak ölmüştür; bilin ki kim, Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse ölüm meleği, sonra da Nekir ve Münker onu cennetle müjdeler; bilin ki kim, Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, gelinin kocasının evine uğrulandığı gibi o da cennete uğrulanır.” 

Tefsir-i Keşşaf, s. 4, s. 220 
 

38-Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:  

      “Ey insanlar! Fazilet, şeref ve velayet Resulullah (s.a.a) ve zürriyetine mahsustur, sakın batıl yollara sapmayın.” 

Sevaik-ül Muhrika s. 105, Yenabi-ül Meveddet s. 169, 307, Nazmi Dürer-üs Simteyn Zendi Hanefi’nin s. 207, 208 
 

39-Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 

       “Biz Ehl-i Beyt(a.s)’i ancak mü’min ve muttaki olan sever; ve bize ancak münafık ve şaki olan kin besler.” 

Zehair-ül Ukba Taberi Şafii’nin s. 18, Yenabi-ül Meveddet s. 192, 304, 397, Sevaik-ül Muhrika s. 103 
 

40-Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:  

       “Âl-i Muhammed(a.s)’i tanımak cehennemden kurtuluştur; Âl-i Muhammed(a.s)’i sevmek sırat köprüsünden geçiştir; Âl-i Muhammed(a.s)’in velayetini kabul etmek azaptan emanda olmaktır.” 

El- İthaf-bi Hubbi-l Eşraf Şebravi Şafii’nin s. 4 , Yenabi-ül Meveddet s. 22, 241, 163 

 


 

 

                                                                     BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

1-İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanları Allah azze ve celle'ye yaklaştıran en üstün şey Allah'a itaat, resule itaat ve emir sahiplerine itaattir." (Daha sonra İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdu:) "Bizim sevgimiz iman ve bize buğz etmek ise küfürdür."
(el-Kâfi, c. 1, s. 187)

2- İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ibadetin üstünde bir ibadet vardır, biz Ehl-i Beyt'in sevgisi ise ibadetlerin en üstünüdür."
(Bihar'ul-Envar, c 27, s. 91)

3-Ahmet b. Hanbelî de Mesnedi’nde şöyle naklediyor; Ümmü Seleme diyorki; günün birinde peygamber (saa)  benim odamda idi. Hizmetçi, Ali (as), Fatıma (as)evin kapısında durduğunu bildirdi. Resulullah (saa) şöyle buyurdu; “benim için ehlibeytimden uzaklaş”. Bende itaat ettim. Bu esnada Ali (as) ve Fatıma (as) girdiler. Henüz çocuk olan Hasan (as) ve Huseyin (as) da onlarla birlikteydiler. Peygamber (saa)  o iki aziz çocuğu kucağına aldı ve bağrına bastı, onları öptü. Sonra da bir elini Ali (as) ın ve Fatıma (as) ın boynuna attı, onlarıda öpüyordu. Sonunda siyah renkli bir parçayı  onların üstüne attı ve hep birlikte bu parçanın altına girdiler. Sonrada Resulullah (saa) şöyle buyurdu: “Allahım beni ve ehlibeytimi rahmetine garket ve bizi azap ateşinden koru.

(Mesned,6.cüz,296.s.)

 

4- İmam Bagır(as) dan şöyle rivayet edilmiştir: “o (kıyamet), öyle bir gündür ki, o günde her topluluğu kendi imamıyla çağıracağız (isra suresi.73) ayeti nazil olduğunda , Müslümanlar ya Resulullah (saa) dediler; sen bütün insanların imamı değimlisin ? Resulullah (saa) : ben bütün insanların peygamberiyim. Ancak benden sonra, Allahu Tealanın benim ehlibeytimden seçtiği imamlar olacak; onlar imamlıklarını ilan edince yalanlanacaklardır. Küfür ve sapıklık önderleri ve takipçileri onlara zulmedecekler. Kim o hak imamların velayetini kabul eder, onlara uyar ve onları tasdik ederse o bendendir, benimle birliktedir ve er geç bana kavuşacaktır. şunu bilin ki kim onlara zulmeder ve onları yalanlarsa, benden değildir; benimle birlikte  değildir ve ben ondan uzağım”

(Usul-ül kafi,c.1,s.215)

 

5-ibni Abbas rasulullahın (saa) şöyle buyurduğunu naklediyor; “Allah’ı nimetleri için seviniz, benide Allah için seviniz ve Ehlibeytimide benim için seviniz.”

( Sünen-i Tirmizi c.2,s.308, Müstedrek-us Sahiheyn, c.3,s.149)

 

6-  rasulullah (saa) buyuryorki: benim ehlibeytimi kendi aranızda, vücuttaki baş ve baştaki iki göz gibi kabul edin; baş gözler olmadan yolunu bulamaz

(Mecma'uz-Zevaid (Heysemî), c.9, s.172; el-Fusul'ül-Mühimme (İbn-i Sabbağ Malikî), s.8; Raşfet'üs-Sadi, s.91; eş-Şeref'ül-Müebbed, s.31; İs'af-ür Rağibin, s.110.)

 

 

7- rasulullah(saa) buyuruyorki:biz ehlibeyti ancak mumin ve muttaki olan sever; ve bize ancak münafık ve şaki olan kin besler.

(Zehair-ül  Ukba Taberi Şafii’nin  s.18,Yenabi’-ül Meveddet s.192, 304 ,397,Sevaik-ul Muhrika s.103 vs)

 

8-Enes ibn-i Malik, Resulullah’ın (s.a.a) ona şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:“Ey Enes, Allah bu gece bana Kevser’i ata etti (bağışladı); uzunluğu altı yüz yıllık bir mesafe, genişliği ise doğu ve batının genişliği kadardır. Benden önce (ya Enes) kimse ondan içemez. Bana verdiği ahdi bozarak sözünde durmayanlar, itretimi korkutan ve Ehl-i Beyt’imi öldürenler Kevser havuzunun suyundan içemezler

(kenzül ummal,c.7s.225,dürrül mensur, levser suresinin tefsiri.)

               

                       RASULULLAH (SAA) HAKKINDA

 

9- ibni Abbas şöyle rivayet etmiştir: bir gün arab’ın birisi hz  Rasulullah (saa) huzuruna gelip, ben senin nebi olduğunu nerden bileyim? Hazret buyurdular; acaba ben şu ağacın bir dalını çağırsam ve o gelse, acaba benim Allah’ın Rasulu olduğuma şehadet edecek misin ? arz etti: evet. Hz Rasulullah (saa) ağacın bir dalını çağırdığında, o dal ağaçtan ayrılarak hazrete doğru gelmeye başladı ve onun huzuruna vardığında Allah’ın Rasulu o dala yerine geri dön diye buyurdular. Bu mucizeyi gören arap: ben senin Allahın rasulu ve nebisi olduğuna şehadet ediyorum dedi.

(el karta c.2,s.104, Biharul  Envar c.17,s.368, el- heraic c.2,s.503)

 

10- imam sadık (as) şöyle buyurmuştur; Resulullah (saa) oturduğunda genellikle kıbleye doğru oturudu.

( bihar’ul-envar,c.16,s.240)

 

 

11-   Resulullah (saa) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınızı üç şey üzere terbiye edin: Peygamberinizin sevgisi, Ehl-i Beyt'inin sevgisi ve Kur'an-ı Kerim'i kıraat etmek üzere..."
(ec-Cami'us-Sağir, c. 1, s. 14)

 

12- imam sadık (ad) şöyle buyurmuştur: Allah Teala, peygamberlere bağışladığı her şeyi, Hz. Muhammed’e de bağışlamıştır

(kafi, c.1,s.225)

 

                                 HZ. ALİ (AS) HAKKINDA

13-imam ali (as) buyuruyor;”Allaha and olsun li, karıncanın ağzındaki arpa kabuğunu alarak Allah’a isyan etmem için bana yedi iklimle göklerin altındakiler verilse, genede bu işi yapmam. Dünyanız benim yanımda, çekirgenin ağzında çiğnediği bir yapraktan daha değersizdir. Ali’nin fani olacak nimetler ve geçici lezzetlerle ne işi vardır.

( nehcul belaga, hutbe :224)

 

14- imam sadık (as) buyurmuştur ki; “ Allah’a and olsun ki, Ali bin. Abi Talib(as), bu dünyadan göçene dek malından kesinlikle haram lokma yemedi. Allah’ın rızası olan iki işle karşılaştığında, onlardan en çetin ve zahmetlisini tercih ederdi. Rasulullah (saa),kendisi için vuku bulan her hadisede Hz. Ali’ye güvendiğinden dolayı onu çağırarak ondan yardım alırdı. Bu ümmetten hiç kimse , Hz. Ali (as) kadar, Rasulullah (saa) in yaptığı amele güç yetirememiştir (onun yolunu tam manasıyla kat edememiştir) bunca amel ve çabasına rağmen sürekli olarak, cennet ve cehennemi gözleri önünde gören ve bir taraftan cennet mükafatını ümit edio diğer taraftan ise cehennem azabından korkan bir kimse gibi çalışırdı.

( el –irşad,s.255)

 

15- senayihi hz Ali (as) den Rasulullahın (saa) kendisine hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir: sen Kabe  gibisin ( kabeye olduğu gibi)  sana gelinir, sen kimseye gitmezsin. Eğer şu topluluk sana gelir de hilafeti sana teslim ederlerse kabul et. Ama gelmezlse sana gelinceye kadar sen onlara gitme.

( ihkaKü’l hak c.5.s.646)

 

 

16- senetli bir şekilde Hz. Ali (as) dan Rasulullah ın (saa) kendisine hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir. Ey Ebel Hasan, güneşi konuştur; şüphesiz o seninle konuşacaktır. Hz Ali (as) şöyle seslendi; selam olsun sana ey Allah’ın itaatkar kulu ! güneş şöyle cevap verdi:  Ve aleykesselam ey muminlerin emiri, muttakilerin ve yüzü akların önderi, Ey Ali sen ve senin Şiaların cennette yer alacak sınız. Ey Ali  (mahşer günü)  yer yarılıp da dışarıya ilk çıkacak kimse Muhammed’dir (saa) ; sonrada sensin (bu sözlerin ) ardından  Hz.Ali (as) gözlerinden yaşlar aktığı halde secdeye kapandı. Peygamber (saa) de onun üzerine kapanıp “ Ey benim kardeşim ve habibim diye seslend kaldır başını Allah seninle yedi göğün ehline övündü”

( el-yakin,s.165. biharul Envar c.41,s.169 az farkla )

 

17- Rasulullah (saa) “ eğer sen olmasaydın ya Ali , benden sonra muminler tanınmazdı.

( el müster şed s.637)

 

18-Yahya b. Abdurrahman-ı ensari diyorki:  Rasulullah ‘ın (saa) şöyle buyurdunu duydum: “ Kim Ali ‘yi hayatında ve vefatından sonra severse, Allah Teala, güneş doğu battığı sürece, onun için emniyet ve imanı yazar. Kim Ali ‘ye onun hayatında ve vefatından sonra buğz ederse ölümü cahiliye ölümü olur ve islamda çıkardığı ( bidatten ) dolayı hesaba çekilecektir”( ihkakül- hak c.4,s. 228, bişaretül-musatafa,s.158 az farkla)

 

19- imam ali rıza (as) , babası imam musa kazımdan (as) oda babası imam Caferi sadık (as) dan oda babası imam Muhammed bagırdan (as) oda babası imam zeynul Abidin den (as) oda babası  imam huseyin (as) dan oda hz Ali (as) dan, oda hz peygamberden (saa) nakletmiştir: “Allah (cc) , yüz yürmi dört bin peygamber yaratmıştırki ben Allah katında onların en değerlisiyim. Bununla övünüyorum. Yine Allah (cc) yüz yirmi dört bin vasi yaratmıştır ki , Ali , Allah katında onların en değerlisi ve faziletlisidir”

( el-emali (şeyh dauk) ,s. 196, isbatül-hüdat,c.2,s.58, menakıb-u Ali ebi talib c.3,s.47 az farkla)

 

20-zeyd b. Ergam dan : rasulullah (saa) bazılarının mescide açılan kapıları vardı. Bir gün rasulullah (saa) şöyle buyurdu: “ Ali ‘nin dışında tüm kapıları kapatın” orada bulunan insanlar bu konuda ileri geri konuşunca hemen doğruldu rasulullah (saa) ; Allaha hamdu senadan sonra şöyle devam etti: gelelim konuya ; (bilin ki) Ali’ninki dışında bu kapıların tamamını kapatmakla emrolundum. Bu hususta sözünü söyleyenler söylemiş ! Allaha yemin olsun ki ; bunları kendiliğimden açıp kapamadım ! aksine sadece emrolundum ve emre tabii oldum!

( ib’ül cezeri, hatib el- bağdadi, el kenci, el harzemi s327.)

 

 

                                HZ. FATIMA (SA) HAKKINDA

 

21- Resulullah (s.a.a) uzun bir hadiste buyurmuştur ki:

    “Ey Fatıma! Beni peygamberliğe seçen Allah’a and olsun ki, ben cennete girmedikçe diğer kimselerin cennete girmesi haramdır; sen benden sonra cennete girecek olan ilk şahıssın...

    Ey Fatıma! Beni hak olarak meb’us kılana and olsun ki, sen kadınların hanım efendisi olarak cennete gireceksin...

    Beni hak olarak peygamber gönderene and olsun ki, Hasan ve Hüseyin de senin sağ ve solunda oldukları halde cennete girecekler; sen cennetin en yüksek yerinden halka bakacaksın, Hamd bayrağı da Ali bin Ebu Talib’in elinde olacaktır...

    Beni Peygamber seçene and olsun ki, senin düşmanlarına düşman olacağım; senin hakkını gasp edenler, seninle dostluk bağını kesip bana yalan atanlar pişman olacaklar, benim karşımda yer üzerinde süründürülecekler...”

(Bihar’ul- Envar, c. 22, s. 491.)

22-- buhari sahihinde misver ibni mahremede naklen yazıyorki; Rasulullah (saa) şöyle buyurdu: “Fatıma (sa) benim vücüdumdan bir parçadır kim onu gazaplandırırsa  beni gazaplandırmıştır.

( sahih-i Müslim, kitabu fezail-is sahabe sahihi tirmizi, c.2,s.319)

 

23--zehair-ül ukba kitabında Hz. Ali ibni Ebi Talib den Rasulullah’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “ Ey Fatıma (sa) , Allah senin gazabın için gazaplanır ve senin hoşnutluğunla da hoşnut olur.

(kenzül ummal, c.6, s.219)

 

24- Sufyan bin Uyeyne şöyle diyor: İmam Cafer-i Sadık (a.s.)’ İki denizi salmış, birbirine kavuşurlar.’’ Ayet-i kerimesi hakkında şöyle buyurdu:

‘’ Ali ve Fatıma derin olan iki denizdir ki , hiç biri diğerine karşı isyan edip haddi aşmaz.’’

( Rahman.19  - Allame Meclisi , Bihar’ul- Envar,43.c. 23.s. )

 

25- Fatıma (s.a)’nın babası Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a.) ilahi yaratılanların en üstünü, annesi ise zamanın en temiz ve iffetli kadınlarından olan Hüveylid kızı Hatice ve ataları yeryüzünün en salih ve temiz insanlarındandır. Fatıma (s.a)’nın nutfesi , ebeveynlerinin kırk gün kırk gece boyunca Rableriyle halisane bir irtibat neticesinde bağlanmıştır. Öyle ki bu kırk gecelik ibadet ruhlarını inanılmaz bir doruğa yükseltmiş ve bu nutfe’nin mayası cennetin en pak, en iyi meyveleri ve gıdalarıyla yaratılmıştır. Zira Fatıma (s.a) “Havra-ul İnsiye” yani, insan şeklinde bir huri olarak adlandırılıyor ve Peygamber-i Hatem de Cennetin kokusunu daima O’nun varlığında arıyordu

(Zekhair-ul Ugba, s.44   - Tefsirid-deral Menşur İsra Suresi ayet 17)

 

 

 

26-rasulullah (saa) şöyle buyurur; “Fatıma (sa) mihrabında Rabbine ibadet etmek üzere kalktığında, onun nuru parlayarak gökteki meleklere görünür. Tıpkı gökteki yıldızların nurunun parlayarak yer halkına görünmesi gibi. Bu sırada yüce Allah  meleklerine şöyle der:  ey meleklerim! Kadın kullarımın efendisi kulum Fatımaya (sa) bakın. Benim huzurumda ibadet etmekle, benim korkumdan bütün bedeni titremektedir. Bütün kalbiyle kendini bana ibadete vermiştir. Sizi şahit tutarım ki, ben, onun bütün şiasını ateşten emin kıldım.

(el-emaili, şeyh saduk,meclis:24/100)

 

27- hz Hatice hz fatımaya hamileyken rasulullha karnındaki çocuğun evde yalnız kaldığında konuştuğunu söyledi bunun üzerine rasulullah (saa) şöyle buyurdu: “ Ey Hatice! Şu anda kardeşim Cebrail,seninle bu şekilde konuşanın kızım olduğunu ve onun tertemiz kılınmış bir zürriyet olduğunu, yüce Allahın onun adını “Fatıma” diye koymamı emrettiğini ve yüce Allahın onun soyundan, muminleri hidayete ulaştıracak imamlar ortaya çıkacağını söylüyor”

(es-sakıb fi’l-menakıb, tusi,s.187; bk. Musnedu fatıma, tusirkani,75)

 

 

                          HZ. HASAN (AS) HAKKINDA

 

28- ebul futun diyorki; hasan bin ali(as) yedi yaşında iken Rasulullah (saa) in meclisinde hazır oluyordu; Rasulullah(saa)’dan vahyi duyup ezberliyordu; sonra annesinin yanına giderek ezberlediği şeyleri ona anlatıyordu.

(ken’ul –ummal,c.13,s.66,h.37700)

 

29-Şia ve Sünni, Peygamber'den (s.a.a) İmam Hasan ve Hüseyin (a.s) hakkında şöyle rivayet ederler: "Bu ikisi benim oğullarımdırlar ister otursunlar, ister kıyam etsinler."  

(İrşad-ı Müfid, s.181. İsbat-ül Hüdat, c.5, s.129 ve 134.)

 

30-imam Zeynel Abidin (as) buyuruyor: hasan b.ali (as) hacca gittiğinde yaya olarak gidiyordu. Birçok defa da ayak yalın gitmiştir.

 (Emali-yi Saduk, s. 150.)

 

 

 

 

31-İmam Bagır (as) buyurmuşturki: Allaha and olsun ki, Hasan bin Ali (as) ın yaptığı iş, bu ümmet  için güneşin üzerine doğduğu şeylerden daha hayırlı idi.

(kafi,c.8,s.330)

 

32- Enes şöyle diyor: imam Hasan ‘ın (as) cariyelerinden birisi bir demet gül ona verdi. İmam Hasan(as) o gül karşılığında ona: “Sen Allah rızası için azadsın” buyurdular. Neden böyle yaptın dediğimde ; Allah bizi böyle eğitmiştir buyurarak şu ayeti okudular “ size bir ihsan edildiğinde (veya selam verildiğinde), siz ondan daha güzeliyle karşılık verin

(a.g.e, s. 343)

 

33-İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:“Hasan bin Ali (a.s) yaya olarak yirmi beş defa hacca gitti; iki defa malının yarısını Allah yolunda bağışladı.”

(Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 14.)

 

                                              HZ. HUSEYİN (AS) HAKKINDA

                                   

34-Fazl'dan şöyle rivayet etmektedir:
Ümmü fazl Resulullah'ın yanına gelerek "Ey Allah'ın Resulü, dün kötü bir rüya gördüm" dedi. Peygamber ne gördüğünü sorunca Ümmü Fazl "Çok kötü bir rüya gördüm Güya senin bedeninden bir parça kesilip benim eteğime bırakılıyordu." diye anlattığında Resulullah (s.a.a): "Çok iyi bir rüya görmüşşün. İnşaallah kızım Fatıma yakında bir oğlan çocuğu dünyaya getirecek ve o çocuk da senin eteğinde büyüyecek (sen onun dadısı olacaksın)" Böyle de oldu. Hz Fatıma Hüseyin'i dünyaya getirdi ve onun dadılık iftiharını bana verdiler. Bir gün Hüseyin'i Resulullah'ın yanına götürdüm ve onun kucağına verdim. Hz. Peygamberin, yüzünü diğer tarafa çevirerek ağladığını gürdüm. "Ya Resulullah, annem babam sana feda olsun. Size ne oldu? (Niçin ağlıyorsunuz?) diye sorduğumda şöyle buyurdu: "Cebrail şimdi yanıma gelerek ümmetimin bu çocuğumu öldüreceğini bana haber verdi. Cebrail'e "Bu çocuğumu mu (öldürecekler)?" diye sorduğumda cevaben "Evet" dedi. Daha sonra Cebrail Hüseyn'in katligahından kan renkli olan bir avuç toprak bana getirdi."

(Müstedrekü's-Sahihayn" adlı kitabının cilt 3, sayfa 176. es-Savaik-ul Muhrika, s. 115, başka bir baskıda, s.190. )

 

 

35- Ahmed kendi Müsned'inin c.3, sayfa 242'de Sabit'ten, o da Enes b. Malik'den naklediyor:
Yağmur meleği Peygamber'in yanına gelebilmek için Allah'tan izin istedi. Allah Teâla izin verdi. Peygamberin bu melekle konuştuğu süre zarfında Ümmü Selemeden kimsenin içeriye girmemesi için dikkatli olmasını istedi. Ümmü Seleme diyor ki: "Bu sırada (Resulullah'ın yağmur meleğiyle kanuştuğu anda) Hüseyin içeriye girdi ve peygamber'in yanına gitmek istedi. Ben onun bu isteğine engel olmak için çaba harcarken o elimden kendisini kurtararak Resul-ü Ekrem'in bulunduğu odaya girdi ve Resulullah'ın üzerine çıkarak oynamaya başladı. Melek peygamber'e O'nu seviyor musun?" diye sorduğunda Hz. Muhammed "Evet" diye cevap verdi. Yağmur meleği arzetti: "Bil ki senin ümmetin O'nu katledecektir" Daha sonra "O'nun öldürüleceği yeri bilmek istersen sana göstereyim" dedi ve (eliyle bir yere işaret ederek) kırmızı renkte bir çamur (toprak) getirdi. Ümmü Seleme o toprağı aldı ve kendi elbisesinin köşesinde bir yere bıraktı.

(Kenz-ül Ummal, C.6, s.223.)

 

 

36-Resulullah (s.a.a) bir gün İmam Hüseyin'in elinden tutarak şöyle buyurdular:Ey cemaat! Bu Hüseyin b. Ali'dir; O'nu tanıyın; canım elinde olan Allah'a andolsun ki Hüseyin cennettedir, O'nu sevenler de cennettedir, O'nu sevenleri sevenler de cennettedir

(Bihar'ul-Envar, c. 43, s. 262)

 

 

37-İmam Sadık (a.s)'dan şöyle buyurduğu nakledilmiştir:Resulullah (s.a.a) namaza durmuştu, Hüseyin b. Ali (a.s) da kenarında idi; derken Resulullah (s.a.a) tekbir getirdi. Ama Hüseyin (a.s) (dili tam açılmadığından) tekbir getiremedi. Resulullah (s.a.a) İmam Hüseyin'in tekbir getirebilmesi için onu yedi kez tekrarladı; yedicisinde İmam Hüseyin de tekbir getirdi; işte bundan dolayı (namaza başlamadan önce) yedi kez tekbir getirmek sünnet oldu.

(a.g.e, c. 43, s. 307.)

 

38-Celaleddin Siyutî, İbrahim ve Zeyd ibn-i Ziyad’dan nakletmiştir ki:“Gökyüzü yalnız Hz. Yahya peygamber (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) için ağladı. Ağlaması ise onda bulunan kırmızılıktır. Hz. Yahya (a.s) öldürül-düğünde, gökyüzü kırmızılaştı ve gökten kan damladı; Hz. Hüseyin (a.s) de öldürüldüğünde, gökyüzü kırmızılaştı.” 

(    Dürr-ül Mensur, c.5, s.492 ve c.7, s.413)

 

39- Rasulullah(saa) buyuruyor;şüphesiz  Huseyin ‘in katilinden dolayı, muminlerin kalbinde asla soğumayacak bir sıcaklık vardır

(camiu ehadis-iş şia.c.12,s.556)

 

 

40-rasulullah (saa);“Hz. Musa’nın Allah’tan irtihal eden kardeşi Harun’un bağışlanmasını istemesi üzerine,  vahiy geldi ki;  “Ey Musa, alemin yaratılışından sonuna kadar kimin bağışlanmasını istersen icabet ederim, Hüseyin’in katili hariç; ondan intikam alacağım.”

(uyunu ahbar-ır rıza c.2,s.51,biharul Envar,c.44 , s.245)

 

 

Ehli Beyt (s.a.a) Hakkında 40 Hadis 

1- Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):

"Ben sizlerin içinde iki değer biçilmez şey bırakıyorum, bunların biri diğerinden daha büyüktür; benden sonra bunlara sarılırsanız sapıklığa düşmezsiniz. Bunlardan biri Allah ipi mesabesinde olup gökten yere uzatılmış Allah'ın kitabı Kur'an'dır, diğeri ise itretim olan Ehlibeyt'imdir. Benden sonraki bu iki halefime nasıl davranacağınıza bakın." ( Sünen-i Tirmizî, c.5, s.663) 

2-Enes ibn-i Malik, Resulullah'ın (s.a.a) ona şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Ey Enes, Allah bu gece bana Kevser'i ata etti (bağışladı); uzunluğu altı  yüz yıllık bir mesafe, genişliği ise doğu ve batının genişliği kadardır. Benden önce (ya Enes) kimse ondan içemez. Bana verdiği ahdi bozarak sözünde durmayanlar, itretimi korkutan ve Ehlibeyt'imi öldürenler Kevser havuzunun suyundan içemezler."( Kenz-ül Ümmal, c.7, s.225, Dürr-ül Mensur, Kevser suresinin tefsiri) 

3-Sünen-i İbn-i Mace kitabında İbn-i Mes'ud'dan şöyle rivayet edilmiştir:

"Bir gün ashapla Resul-i Ekrem'im yanına gittiğimizde, Resulullah (s.a.a) sevinç dolu güler bir yüzle bizlerin yanına geldi ve bizlerle konuşmaya başladı. Sorduğumuz her soruyu tam bir itina ile cevaplıyordu. Bu sırada Resulullah'ın gözü oradan geçen ve içlerinde Hasan ile Hüseyin'in de bulunduğu Beni Haşim gençlerinden bir gruba ilişti. Onları görür görmez gözleri yaşardı ve ağlamaya başladı. "Ya Resulallah, size birden ne oldu, yüzünüzde üzüntü belirtileri yoktu, halinizin değişmesinin sebebi nedir?" diye sorduğumuzda, şöyle buyurdu:

"Biz öyle bir Ehlibeyt'iz ki Allah, dünyaya karşı bizim için ahireti seçmiştir. Bilin ki, benden sonra Ehlibeyt'im ölüm, sürgünlük, dağınıklık ve çeşitli belalarla karşılaşacaktır..." (Müstedrek-üs Sahihayn, c.4, s.464, Sünen-i İbn-i Mace, c.2, s.1366, Hadis,4082) 

4-Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a):

"Her kim benim gibi yaşamak, ölümüm gibi ölmek ve Allah'ın bana vaat ettiği Adn cennetine girmek istiyorsa, benden sonra Ali'yi kendine veli edinsin, dostunu dost edinsin ve benden sonraki imamlara uysun. Onlar benim toprağımdan yaratılmış, ilim ve düşünceden rızıklanmış hanedanımdırlar.

Ümmetimden onların üstünlüklerini inkâr edenlere ve akrabalık bağımı onlar hakkında gözetmeyenlere yazıklar olsun ve Allah benim şefaatimi onlara nasip etmesin."( Hilyet-ül Evliya, c.1, s.84) 

5-İbn-i Abbas (r.a):

"Hüseyin öldürüldüğünde, gökten kan yağdı, gökte görülen kırmızılık da onun katledildiği gün görüldü; ondan önce görülmemişti. Hüseyin'in şehadet günü  dünyanın her yerinde, kaldırılan her taşın altında kan bulundu."

Taberî de Ümmü Seleme'den rivayet etmiştir ki:

"Hz. Hüseyin'in öldürüldüğü gün, cinler ağıt yakıp, ona ağladılar ve o gün bizlere gökten kan yağdı."( Yenabiu'l Mevedde, c.3, s.102) 
 

5-İmam Cafer ibn-i Muhammed (a.s):

"Hz. Hüseyin'in (a.s) kabri etrafında dört bin melek (bir başka rivayete göre ise yetmiş bin melek) toza bulanmış ve mahzun bir halde kıyamete kadar Hz. Hüseyin'e (a.s) ağlayacaklar."

(Zehair-ul Ukba, s.151, Maktel-ül İmam-is Sibt-iş Şehid, c.2, s.169, Menakıb-i İbn-i Meğazilî Vasitî) 

6-Heytemî rivayet etmiştir ki:

"Esirler ve şehitlerin mızraklara dizilmiş kesik başları Şam'a getirildiğinde, Hz. Hüseyin'in mübarek başları, bir tabak içinde zaferlerini kutlamak amacıyla hayli kalabalık bir topluluk tertipleyen Yezid'in önüne getirilip konunca, yabancı ülkelerin elçileri ve hatta kâfirlerin bile bulunduğu bir mecliste Yezid elindeki değnek ile Hz. Hüseyin'in başını oynatıyor, dudaklarına vuruyor ve zafer sevincini dile getiren şu (küfrüne delil olan) şiirleri okuyordu:

"Keşke Bedir'de bulunan büyüklerim sağ olsalardı da bu hâli görselerdi

Ve sonra da bana, sevinerek, elin vâr olsun diye seslenselerdi.

Toplumun ulularını  öldürdük, Bedir savaşının öcünü aldık;

Haşimoğulları  saltanatla oynadılar; yoksa ne gelen bir haber var, ne de inen bir vahiy.

Ben de anamın oğlu olmayayım, Ahmed oğullarının yaptıkları işlerin öcünü almazsam."

Mecliste hazır bulunan Kayser elçisi ve Roma temsilcisi, Yezid'in kendi peygamberlerinin torununa yaptığı bunca ihanet ve küstahlıkları görünce, şaşkınlığını  içeren bu sözleri demekten kendini alamadı:

"Ey Yezid, biz Hıristiyanlara göre, adaların birinde bulunan bir manastırda Hz. İsa'nın bineğine ait bir tırnak bulunmaktadır. Bizler Hz. İsa'ya olan saygımızdan her yıl onun ziyaretine gider, sizin Kâbe'ye verdiğiniz önemin aynısını  bizler ona veririz. (Ama sizlerse peygamberinizin kızının oğluna bu hakaretleri yapıyor ve onu feci bir şekilde öldürüyorsunuz). Ben şehadet ederim ki sizler batıl üzeresiniz."

Mecliste bulunan başka zımmî bir gayri müslim de Yezid'e hitap ederek şöyle dedi:

"Ey Yezid, benimle Davud peygamber arasından yetmiş nesil geçmiştir; Yahudileri hâlâ bana saygı duyarlar, Hürrmetimi gözetirler. Ama sizler henüz dün ölen peygamberinizin oğlunu öldürüyorsunuz! (Bu neden böyle?)"

(Rivayetlerde olduğuna göre, bu sözleri söyleyen Yahudî hemen orda müslüman olur ve Yezid ile yaptığı tartışmadan sonra Yezidi’n emriyle ölüm emri verilir ve acımasızca öldürülür. Böylece daha yeni Müslüman olan bu insan da Kerbela şehidleri kervanına katılır. Allah ona rahmet eylesin.) (Yenabiu'l Mevedde, c.3, s.31 ve 32, Savaik-ul Muhrika, s.199, El Bidayet-u ve'n Nihaye, c.8, s.209) 

7-Zımahşerî "El Keşşaf" kitabında "De ki: Ben buna (risaletime) karşılık sizden akrabamı (Ehlibeyt'imi) sevmenizden başka bir ücret istemi-yorum." (Şura/23) ayetinin tefsirinde Resul-i Ekrem'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, şehid olarak ölmüştür.

Bilin, her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, bağışlanmış bir halde ölmüştür.

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, tövbe ederek ölmüştür.

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed sevgisiyle ölürse, imanını tamamlamış mü'min olarak ölmüştür.

İyi bilin ki, Al-i Muhammed sevgisi üzere ölen kimseyi, öldüğünde ilk olarak ölüm meleği, daha sonra da Nekir ile Münker cennetle müjdeler.

İyi bilin ki, Al-i Muhammed sevgisi üzere ölen kimse, gelinin bezenip güvey evine götürüldüğü gibi cennete götürülür.

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed sevgisi üzere ölürse, kabrinde cennete doğru iki kapı açılır.

İyi bilin ki Allah, Al-i Muhammed sevgisi üzere ölen kimsenin kabrini meleklerin ziyaretgâhı kılar.

Ve iyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed buğzu (düşmanlığı) üzere ölürse, kıyamete gözlerinin arasına "Allah'ın rahmetinden uzak ve umudu kesilmiştir" yazılmış bir halde gelecektir.

İyi bilin ki, Al-i Muhammed buğzu üzere ölen kimse kâfir olarak ölmüştür.

İyi bilin ki, her kim Al-i Muhammed'e buğz ederek ölürse, cennet kokusunu asla alamaz."

(Tefsir-i El Keşşaf, Şura suresi, 23. ayetin tefsiri) 

8-Hz. Ali (a.s), Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Kıyamet günü  Arş'ın içinden biri mahşerdekilere seslenerek şöyle diyecek: "Ey kıyamet ehli, gözlerinizi kapatın; Muhammed'in (s.a.a) kızı  Fatıma geçecektir." Sonra Fatıma elinde oğlu Hüseyin'in kanlı  gömleği ile mahşere gelir ve Arş'a asılarak Allah'a "Sen âdil ve cabbar olan Allah'sın, benimle oğlumu öldürenlerin arasında hükmet." diye şikâyette bulunur.( Meveddet-ül Kurba, s.32, Yenabiu'l Mevedde, c.2, s.323, Menakıb-i İbn-i Meğazilî) 

9-Sa'd İbnu Ebi Vakkâs  anlatıyor: "Şu ayet indiği zaman, (mealen): "Sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle bu hususta mücadele edecek olursa de ki: "Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi çağırıp toplanalım, sonra niyaz edelim ki, Allah'ın laneti yalancılar üzerine olsun!" (Âl-i İmran 61), "Resûlullah(saa) Hz. Ali'yi ,Hz. Fatıma'yı, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’i çağırdı ve:

"Allah'ım, bunlar da benim ehlim (ailem)" buyurdu."

Tirmizi, Tefsir, Âl-i İmran, (3002).

10-))) Hz. Aişe  anlatıyor: ""Resûlullah (Saa), üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına soktu. Sonra Hüseyin geldi onu da soktu. Sonra Fatıma geldi, onu da soktu. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu. Sonra da:

"Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor" (Ahzab 33) buyurdu."

Müslim, Fezailu's-Sahabe 61, (2424).

11- Enes anlatıyor: "Resûlullah (S.a.a) Berâet (Tevbe) sûresini, (Arafat'ta hacılara tebliğ edilmek üzere)  Ebu Bekir ile göndermişti. Sonra onu çağırarak:

"Bunun, ehlimden olmayan bir kimse ile tebliğ edilmesi muvafık değil!" buyurdu. Hz. Ali(sa) i  çağırarak sureyi, (Arafat'ta okuması için) ona verdi."

Tirmizi, Tefsir, Tevbe, (3089).

12-- Emi' İbnu Umeyr et-Teymi anlatıyor: "Halamla birlikte Hz. Aişe’nin yanına gittim. Hz. Aişe'ye:

"Hangi kadın "Resûlullah 'a (Saa) daha sevgili idi?" diye soruldu:

"Fatıma!" dedi.

"Ya erkeklerden?" dendi.

"Fatıma'nın kocası! Zira bildiğim kadarıyla (Ali (Sa)) çok oruç tutar, çok namaz kılardı."

Tirmizi, Menakıb, (3873).

13--.....İbnu Ebî  Muleyke'den: O dael-Mısver ibn Mahrame(R)'den: Rasûlullah (S): "Fâtıma benden bir parçadır. Her kim onu öf-kelendirirse, şübhesiz beni öfkelendirmiş olur" buyurmuştur(Sahih-i Buhari, Hz. Fatıma (as) menkabesi bab-ı 64. hadis.)

14-- Enes İbnu Malik  anlatıyor: "Resûlullah (S.a.a) pazartesi günü gönderildi. Hz. Ali(sa) de salı günü namaz kıldı."

Tirmizi, Menakıb. (3730).

15-- İbnu Ömer anlatıyor: "Resûlullah (Saa) Ashabının arasını kardeşlemişti. Hz. Ali yanına geldi ve:

"Ashabınızın arasını birbirleriyle kardeşlediniz, ama beni kimseyle kardeşlemediniz!" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Saa):

"Sen dünyada da ahirette de benim kardeşimsin!" buyurdular."

Tirmizi, Menakıb, (3722).

16- Sa'd İbnu Ebi Vakkas anlatıyor: "Resûlullah (Saa) Tebük seferine çıkınca Hz. Ali'yi geride (Medine'de) bırakmıştı.

"Ey Allah'ın Resûlü, siz beni çocukların ve kadınların arasında mı bırakıyorsunuz?" dedi (kalmak istemedi). Bunun üzerine Resulullah (Saa):

"Sen, Hz. Harun'un, Hz. Musa yanında aldığı yeri, benim yanımda almaktan razı değil misin? Şu farkla ki, benden sonra peygamber yok!" buyurdular."

Buhari, Megazi 78, Fezailu'l-Ashab 9; Müslim, Fezailu'l-Ashab, 31, (2404); Tirmizi, Menakıb, (3731).

17- Zirr İbnu Hubeyş anlatıyor: "Hz. Ali 'nin şöyle söylediğini işittim: "Daneyi açan, canlıları yaratan Zât-ı Zülcelal'e yeminle söylüyorum: Ümmi peygamberim (Saa), bana şu hususu garantiledi: Beni mü'min olan sevecek, münafık olan da bana buğzedecektir."

Müslim, İman 131, (78); Tirmizi, Menakıb, (3737); Nesai, İman 20, (8, 117).

18-- Abdullah İbnu Şeddad, babasından naklediyor: Der ki: "Resûlullah (Saa)  iki akşam namazının (yani akşam ve yatsının) birinde yanımıza geldi. Hasan veya Hüseyin'den birini taşıyordu. Resûlullah (Saa) öne geçip çocuğu yere bıraktı. Sonra tekbir getirip namaza durdu. Sonra namaz sırasında uzunca bir secde yaptı."

Babam devamla dedi ki: "(Secde çok uzadığı için) başımı kaldırıp baktım. Bir de ne göreyim! Secdede olan Resûlullah'ın sırtına çocuk binmiş  duruyor. Ben hemen secdeme döndüm. Namaz bitince, Resûlullah 'a (Saa) cemaatten:

"Ey Allah'ın Resûlü! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki, bir hadise meydana geldi zannettik veya sana vahiy indi zannettik!" diye soranlar oldu.

"Hayır!" dedi, "bunlardan hiçbiri olmadı. Velakin, oğlum sırtıma bindi. Ben, acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım (kendisi ininceye kadar bekledim)."

Nesai, İftitah 83, (2, 229, 230).

19- BAKARA SURESİ /274 : Mallarını; gece ve gündüz, gizli ve açık infak edenler var ya, işte onlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar.  
 
Osman Hadyevi, bu ayetin tefsirinde naklettiği bir rivayete göre, mezkur ayet hakkında şöyle diyor: "Allah yolunda sarf edenlere gelince" ayeti kerimesi Ali bin Ebi Talib'in şanına in- di.  
 
Ali'nin dört dirhemi vardı, birini gece, birini gündüz, birini aşikar ve birini de sadaka verdi. Bunun üzerine bu ayet indi.  
 
Bu ayetin İmam Ali hakkında indiğini, birçok tefsir ve hadis alimi kendi kitaplarında nakletmiştir.  
-Envar-ul Tenziı: s.162 (beyzani safii)  
-Tefsir-ul Hazin: c. 2 s. 201  
-İbni Kesir Dimeşki: Tefsır Kur'an'il Azim c. 1 s. 36 

20- Hz.Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyorlar:

“Allah-u Teala kardeşim Ali’ye sayılamayacak kadar çok faziletler vermiştir. Kim Onun faziletlerinden birisini ona ikrar ettiği halde zikrederse Allah, onun geçmişte ve son zamanlarda işlediği günahları affeder. Onun faziletlerinden birisini yazarsa, melekler sürekli olarak o yazıdan bir eser kaldıkça, ona mağfiret dilerler. Kim Onun faziletlerinden birisini dinlerse Allah, onun işitmek yoluyla işlediği günahlarını bağışlar. Kim Onun faziletlerinden olan bir yazıya bakarsa Allah, bakmak yoluyla işlediği günahları affeder.” (Menakı-ı Harzemi S: 2)

21- Berâ İbnu Âzib anlatıyor: "Resülullah (Saa)'ın yaptığı haccda biz de beraberdik. (Bir ara) yolda bir yerde konakladı ve cemaatle namaz kılma emrini verdi. Bu sırada, Hz. Ali 'nin elinden tutarak (yanındaki ashabına): "Ben mü'minlere nefislerinden evla değil miyim?" diye sordu. Hep bir ağızdan: "Elbette evlasın!" dediler. Resulullah (Saa) tekrar:

"Ben her mü'mine, kendi nefsinden evla değil miyim?" buyurdular. Ashab yine hep bir ağızdan: "Evet evlasınız!" dediler. Bunun üzerine (Ali'yi göstererek):

"İşte bu, ben kimin dostu isem, onun dostudur! Allah'ım, sen buna dost olana dost, düşman olana düşman ol!" buyurdular." (Sahih-i Buhari, 5982)

22- Hz. Ali (Sa) buyurdular ki: "Ben Allah'ın kulu, Resülü'nün kardeşiyim ve ben Sıddîk-ı  Ekber'im. Benden sonra sıddîk-ı ekber olduğunu söyleyen yalancıdan başkası değildir. İnsanlardan önce yedi yıl namaz kıldım."(Sahih-i Buhari,5985)

23-  Cabir anlatıyor: "Resûlullah (Saa) Tâif günü Hz. Ali (Sa) ‘İ çağırdı  ve onunla hususi konuşma yaptı. (Bu görüşme o kadar uzadı  ki) halk: "Resûlullah (Saa) amcasının oğluyla görüşmesini uzattı" dedi. (Resûlullah bunu işitince):

"Onunla hususi görüşmeyi ben (kendi arzumla) yapmadım. Allah'ın arzusu ve emri ile Resûlü) yaptı" açıklamasında bulundu."

Tirmizi, Menakıb, (3728).Sahih-i Buhari,5984)

24- Zeyd İbnu Erkam anlatıyor: "Resûlullah (Saa) şöyle buyurdular: "Ben kimin dostu (mevlası) isem, Ali de onun dostudur."

25--- Ya'lâ İbnu Mürre anlatıyor: "Resûlullah (Saa) buyurdular ki: "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever. Hüseyin "esbat" tan biridir."

Tirmizi, Menakıb, (3777); İbnu Mace, Mukaddime, (144).

26- Bakara /37: Adem Rabbinden bir takım emirler alıp onları yerine getirdi, bunun üzerine Rabbi de tövbesini kabul etti. Şüphesiz ki O, daima tövbeleri kabul eden, çok esirgeyendir.  
 
İbni Abbas Hz, Resulullah'a (s.a.a) bu ayetin tefsiri hakkında sorduğunda: 'Adem (a.s), hangi kelimeler aldı da, Rabbide onun tövbesini kabul etti. " dedi. Hz. Resulullah şöyle buyurdu: "Adem, Allaha şöyle yalvarmıştı: 'Ey Rabbim, Muhammed (s.a.a) Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin'in hakkı için beni bağışla' ve yüce Allah Adem 'in bu kelimeler ile yalvarışından dolayı onun tövbesini kabul etti. Kaynak: " lbn-i Meğazili Şafii: Menakib Ali bin Ebi Talib s. 63, Suyuti el Şafii c.1 s.60 "

27- Aişe diyor ki:

  “Fatıma’dan, babası hariç daha doğru konuşan ve daha sadakatli olan bir kimse görmedim.”( Menakıb, c. 3, s. 341.)

  28- Aişe diyor ki:

  “Vakar, Hal-hareket, davranış ve oturup kalkma açısından Fatıma kadar Resulullah’a daha çok benzeyen bir kimse görmedim.”( Sahih-i Tirmizi, c. 5, s. 466, h. 3898)

  29- Aişe  şöyle diyor ki:

  “Fatıma, Resulullah’ın hastalandığı sırada onun ziyaretine geldi; onun yürüyüşü sanki Resulullah’ın yürüyüşüydü. Resulullah (s.a.a) onun kulağına gizlice bir söz söyledi, bunun üzerine Fatıma ağladı. Daha sonra yine Resulullah (s.a.a) onun kulağına gizlice bir şey söyledi, bu defasında güldü... Resulullah’ın ona ne dediğini sorduğumda; “Resulullah’ın sırrını açığa vurmam” dedi.( Müsned-i Ahmed bin Hanbel, c. 6, s. 282.)

  30-  Ümmü Seleme diyor ki:

  “Ben Resulullah (s.a.a) ile evlendiğimde... kızı Fatıma’nın işlerini bana havale etti; ben de ona yol gösterip onu eğitmek ve ona yaşayış adabı öğretmek istiyordum. Allah’a and olsun ki, o yaşayış adabını ve bütün şeyleri benden daha iyi biliyordu.”( Delail’ul- İmamet, s. 82.)

  31- Abdullah b. Ömer’den şöyle rivâyet olunmuştur: İbn-i Ömer'e (Iraklı) bir kimse sinek öldüren ihramlı kişi (nin hâlin)den sormuştu. İbn-i Ömer (hayret ederek): - Irak halkı sinek (öldürmek cinâyet olup olmadığını) soruyorlar. Halbuki onlar (vaktiyle) Resûlullah (Saa)'in kızı (Fâtıma')nın oğlu (Hüseyn')i öldür(mekten çekinme)mişlerdi. (O Hüseyin ki, kardeşi Hasan'la haklarında) Nebî (Saa) : - Onlar benim dünyâdan (öpüp kokladığım) iki Reyhân'ımdır, buyurmuştur.( kütübü sitte 1514)

  32- Hz. Resulullah Hz. Ali'nin kolundan tutarak şöyle buyurmuştur: "Bu sadıkların imamı, kafirlerin katilidir. Ona yardımcı olana yardım olunur, ondan yardımı esirgeyenden yardım esirgenir."( Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 129, Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 153 hadis no: 2527, Menakıb-i Ali bin Ebu Talib İbn-i Meğazili Şafii'nin s. 84, Menakıb-i Harezmi Hanefi'nin s. 111, Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 476 hadis no: 996, 997, Yenabi-ül Meveddet s. 72, 185, 234, 250, Mizan-ül İtidal c. 1 s. 110.)

  33- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Bir kişi, Beyt-ül Haram'da Rükun ile Makam arasında devamlı namaz kılıp oruç tutsa dahi, Al-i Muhammed'e kin duyduğu taktirde mutlaka cehenneme gidecektir."( Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 149, Sevaik-ül Muhrika s. 172, Zehair-ül Ukba Taberi Şafii'nin s. 18, Yenabi-ül Meveddet s. 192, 277, 305)

  34- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Al-i Muhammed'i tanımak cehennemden kurtuluştur; Al-i Muhammed'i sevmek sırat köprüsünden geçiştir; Al-i Muhammed'in velayetini kabul etmek azaptan emanda olmaktır.( El- İthaf-bi Hubbi-l Eşraf Şebravi Şafii'nin s. 4 , Yenabi-ül Meveddet s. 22, 241, 163, 370 ve Feraid-üs Simteyn c. 2 s. 257)

  35- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Ehl-i Beyt'imin yeri, vücudunuzdaki baş, başınızdaki gözlerin yeri olsun. Elbetti ki baş, gözlerin yardımıyla yolunu tayin edebilir."( Eş-Şeref-ül Müabbed Yusuf Nebhani'nin s. 31, Mecme-üz Zevaid c. 9 s.)

  36- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Biz Ehl-i Beyt'in sevgisine sarılın. Çünkü  Allah'ın huzuruna bizi severek çıkan kimse, bizim şefaatimizle cennete gider. Nefsimin elinde olduğu Allah'a yemin ederim ki, bizim hakkımızı tanımadıktan sonra hiçbir kulun ameli kendine bir fayda sağlamayacaktır.( Sevaik-ül Muhrika s. 138, Yenabi-ül Meveddet s. 246, 272, 303, 304, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 172, İhya-ül Meyyit Suyuti Şafii'nin s. 111)

  37- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Bana iman edip inananlara, Ali bin Ebu Talibin velayetini kabul etmesini tavsiye ederim. Onun velayetini kabul eden, benim velayetimi kabul etmiş olur. Onu seven beni, beni seven de Allah'ı sevmiş olur. Ona buğzeden bana, bana buğzeden ise Allah'a buğzetmiş olur."( Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 93, Menakıb-i Ali bin Ebu Talib İbn-i Meğazili Şafii'nin s. 230, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 108, Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 154)

  38- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Bu kapıdan ilk girecek kişi, muttakilerin imamı, Müslümanlar'ın efendisi, dinin önderi, vasilerin sonuncusu ve beyaz yüzlülerin komutanıdır." Hazret sözünü bitirir bitirmez kapıdan Hz. Ali içeri girer. Bunun üzerine, Hazret sevinçle ayağa kalkarak, Hz. Ali'nin boynuna sarılır ve şöyle der: "Benim tarafımdan sen emanetleri vereceksin, benim sesimi sen onlara duyuracaksın ve benden sonra ihtilafa düştükleri konularda hakikati sen onlara izah edeceksin."( Şerh-i Nehc-ül Belağa c. 2 s. 450, Hilyet-ül Evliya c. 1 s. 63, Menakıb-i Harezmi s. 42, Metalib-üs Sual İbn-i Talha Şafii'nin c. 1 s. 60, El-Mizan Zehebi'nin c. 1 s. 64, Tarih-i Dimeşk İbn-i Asakir Şafii'nin Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 487)

  39- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Kim benim hayatımı yaşayıp, benim ölümüm gibi ölmeyi istiyor ve Rabbimin diktiği cennette mesken edinmeyi arzu ediyorsa, benden sonra kendine veli olarak Ali'yi seçsin, ona sadık kalanlara sadık kalsın. Benden sonra Ehl-i Beyt'ime uysun, onları kendine örnek alsın. Çünkü onlar benim soyumdurlar, benim tıynetimden yaratılmışlar ve benim ilim ve kavrayışımı kazanmışlardır. Ümmetimden onların faziletini yalanlayanlara, onlarla bağımı kesenlere yazıklar olsun. Allah onlara şefaatimi nasip etmesin."( Kenz-ül Ümmal c. 6 s. 217, hadis no: 3819, Hilyet-ül Evliya c. 1 s. 86, Kifayet-üt Talib Genci Şafii'nin s. 214, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 108, Yenabi-ül Meveddet s. 126, 313)

  40- Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: "İlmin şehri benim, kapısı ise Ali'dir. İlmi arzulayan varsa kapıya gitsin."( Cami-üs Sağir Suyuti'nin s. 107, Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 226, Tarih-i Dimeşk Ali bin Ebu Talib bölümü c. 2 s. 464, Şevahit-üt Tenzil Haskani Hanefi'nin c. 1 s. 334, Üsd-ül Ğabe c. 4 s. 22) 

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Makamı        

 

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki :

“Hüseyin bendendir; o benim oğlum ve evladımdır, kardeşinden sonra insanların en üstünüdür; o müslümanların  İmamı, müminlerin mevlası, alemlerin Rabb’inin halifesidir; yardım dileyenlerin yardımına koşan, sığınak arayanların sığınağı ve  Allah’ın  yaratıklarına olan hüccetidir; o, cennet gençlerinin efendisi ve ümmetin babıdır (kapısıdır); onun emri benim emrimdir; ona itaat bana itaattir;  ona uyan bendendir; ona isyan eden ise benden değildir.” (1)

İmam Hüseyin (a.s) buyurmuştur ki:

“Resulullah (s.a.a)’in yanına gittim, Ubey b. Ka’b da oradaydı. Resulullah (s.a.a) bana şöyle buyurdular: “Hoş geldin ya Eba Abdullah; ey göklerle yerin ziyneti!” Ubey b. Ka’b; Ya Resulellah, senden başka göklerle yerin ziyneti nasıl olabilir?! Resulullah (s.a.a) cevaben şöyle buyurdular:

“Ey Ubey! Beni hak olarak peygamberliğe seçene andolsun ki, Hüseyin b. Ali’nin göklerdeki makamı yeryüzündeki makamından daha büyüktür. Allah’ın arşının sağ tarafına şöyle yazılmıştır: Hüseyin, hidayet kandili ve kurtuluş gemisidir...” (2)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Siyadeti

 

Allah-u Teala buyurmuştur ki:

 “Bilin ki, Hüseyin, dünya ve ahirette bütün şehitlerin seyyidi (efendisi) ve cennet gençlerinin efendisidir.” (3)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Sevgisi

 

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:

“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sever.” (4)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Mahbubiyeti

 

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:

 “Kim, gök ehli yanında yeryüzü ehlinin en sevilenine bakmak istiyorsa, Hüseyin’e baksın.” (5)

 

Kardeşlerine Sevgi Ve Saygısı

 

İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:

“İmam Hüseyin (a.s), kardeşi İmam Hasan (a.s)’a saygı için asla onun önünde yürümüyor ve birlikte olduklarında da ondan önce konuşmaya başlamıyordu.” (6)

İmam Bakır (a.s) buyurmuştur ki:

“İmam Hüseyin (a.s), kardeşi İmam Hasan (a.s)’ı ululaması için onun yanında konuşmuyordu. Muhammed b. Hanefiyye de İmam Hüseyin (a.s)’ı ululaması için onun yanında konuşmuyordu.” (7)

Ravi diyor ki:

“Hz. Zeyneb (a.s), İmam Hüseyin (a.s)’ı ziyaret ettiğinde (onun yanına gittiğinde), İmam Hüseyin (a.s) ona ihtiram ve saygı için yerinden kalkıp onu kendi yerinde oturtuyordu.” (8)

İmam Sadık (a.s), babası İmam Bakır (a.s)’dan naklen şöyle buyurmuştur:

“İmam Hüseyin (a.s), her Cuma akşamı (kardeşi) İmam Hasan b. Ali (a.s)’ın kabrini ziyaret ediyordu.” (9)

 

İyi İşlerin Hepsini Yapması

 

İbn-i Esir diyor ki:

“İmam Hüseyin (a.s), faziletli bir şahıs idi; çok oruç tutar, çok namaz kılar, çok hacca gider, çok sadaka verir ve bütün hayır işleri yapardı.” (10)

 

Çok Müstehap Namazlar Kılması

 

İmam Zeyn’ul-Abidin (a.s), “Babanın evlatları ne kadar da azdır” diyen birisinin cevabında buyurdular ki:

“Ben nasıl doğduğuma şaşırıyorum; zira babam (Hüseyin (a.s)) her gün ve gece bin rekat namaz kılardı.” (11)

 

Yaya Olarak Hacca Gitmesi

 

İbn-i Abbas diyor ki:

“İmam Hüseyin (a.s), bineğini ardından çektiği halde yaya olarak hacca gidiyordu.” (12)

 

İyiliğe Güzel Karşılık Vermesi

 

Enes diyor ki:

İmam Hüseyin (a.s)’ın yanında olduğum bir sırada bir cariye gelerek O’na bir demet gül takdim etti. İmam Hüseyin de (karşılık olarak): “Sen Allah yolunda hür ve serbestsin” buyurdular.

Ben Hazrete: “Bir cariyenin değersiz bir demet gül vermesiyle onu azat mı ediyorsun?” dediğimde buyurdular ki: “Allah-u Teala bizi böyle eğitmiştir ve Kur’an’da buyurmuştur ki: “Size bir iyilik edildiğinde, (veya bir selamla selamlandığınızda) siz ondan daha güzeliyle veya aynı ayarda karşılık verin.” (13) O iyilikten daha güzeli, onu azat etmekti (Allah yolunda serbest bırakmaktı).”(14)

 

Ali İsmini Sevmesi

 

Ali b. Hüseyin (İmam Zeyn’ul-Abidin –a.s-) buyurmuştur ki:

“Muaviye Mervan b. Hakem’i Medine’ye vali tayin ettiğinde, Kureyş gençlerine hukuk (aylık) belirlerken ben de onun yanına gittim. Bana: “İsmin nedir?” diye sordu. Ben de cevaben: “Ali (Zeyn’ul-Abidin)’dir” dedim. “Kardeşinin ismi nedir?” diye sorduğunda da “Ali’dir” dedim. Mervan: “Ali, Ali mi?! Babanın, çocuklarına Ali’den başka bir isim koymamasından maksadı nedir?” dedi.

Ben babamın yanına dönerek Mervan’ın dediği sözü ona anlattım. Babam Hüseyin (a.s) buyurdular ki:

“Eğer benim yüz tane erkek çocuğum olsaydı, onlardan hiç birine Ali’den başka isim koymak istemezdim?” (15)

 

Köle Azat Etmesi

 

İmam Hüseyin (a.s) bir gün müsteraha giderken müsterahın kenarında bir ekmek parçası bularak, onu dışarı çıktığında kendisine vermesi için kölesine verdi. İmam (a.s) dışarı çıkınca köleden o ekmek parçasını istedi. Köle de cevaben: “Yedim” dedi.

İmam (a.s) bunun üzerine: “Sen artık hür ve serbestsin; çünkü ceddim buyurmuştur ki: “Kim bir ekmek parçası bulur da temizledikten sonra onu yerse, ekmek karnına yetişmeden Allah onu cehennem ateşinden kurtarır.” Ben Allah’ın, ateşten azat ettiği (kurtardığı) kimseyi köle ve kul yapamam” buyurdu. (16)

 

Fakir Ve Yoksullara Yardımda Bulunması

 

Şuayb b. Abdurrahman-i Huzaî diyor ki:

“Aşura günü İmam Hüseyin (a.s)’ın omuzlarında bir iz (siyahlık) görüldü. İmam Zeyn’ul-Abidin (a.s)’dan bunun sebebini sorduklarında şöyle buyurdular:

“Bu iz, fakir, yetim ve yoksulların evlerine götürdüğü (deriden olan) azık torbasının bıraktığı izdir.” (17)

 

Muaviye’ye Karşı Tavrı

 

İmam Hüseyin (a.s) Muaviye’nin: “Biz, Hücr’ü ve ashabını öldürerek onları kefin-defin ettik” sözüne karşılık buyurdular ki:

“Ey Muaviye! İnsanlar senin düşmanındır. Ama eğer biz senin taraftarlarını öldürmüş olursak, ne onları kefenleriz, ne onlara namaz kılarız ve ne de onları defnederiz!” (18)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Halkı Hidayet Etme Yöntemi

 

İbn-i Şehraşub Menakıb kitabında Ruhayni’den şöyle nakl ediyor:

“İmam Hasan ve İmam Hüseyin (alehim’es selam) abdest almakla meşgul olan yaşlı bir adamın yanından geçerken onun doğru abdest almadığını gördüler, onu rahatsız olmayacak bir şekilde hidayet etmek için abdest konusunda tartışmaya başladılar, onlardan her biri diğerine; senin abdest alman doğru değildir diyordu. Yaşlı adama: “Kimin doğru abdest aldığına sen karar ver” deyip abdest almaya başladılar. “Hangimizin abdesti daha doğrudur?” dediklerinde yaşlı adam şöyle dedi: “Sizin ikiniz de güzel abdest aldınız, ama bu cahil ve yaşlı kişi doğru abdest almadı.” Böylece yaşlı adam rahatsız olmaksızın doğru abdest almayı öğrenmiş oldu. (19)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Tevazusu

 

İbn-i Asakir, Tarih-i Dimaşk kitabında şöyle nakl ediyor: “Bir gün İmam Hüseyin (a.s), abalarını yere sermiş kuru ekmek yemekle meşgul olan bir grup fakir ve yoksulların yanından geçerken onlar İmam (a.s)’ı yemeğe davet ettiler. İmam (a.s) atından inerek; “Allah mütekebbirleri sevmez” deyip onlarla birlikte yemek yemeğe başladı.

Sonra onlara; “Ben sizin davetinizi kabul ettiğim gibi siz de benim davetimi kabul edin “buyurdu. Onlar da bu daveti kabul ettiler. İmam (a.s) onları evine götürüp cariyesi Rubab’a şöyle dedi: “Azık olarak topladığın şeyleri misafirlere getir.”

İmam (a.s) onları iyice ağırladıktan sonra bir takım hediyelerle onları uğurladı. (20)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Hilmi 

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın hizmetçisi, cezalandırılmayı hakkeden bir suç işledi. İmam (a.s) onun tembih edilmesini emretti. Hizmetçi; Ey mevlam: “Ve’l kazimin’el ğayz” (Öfkelerini yenenler) dediğinde, İmam (a.s); “Ondan vazgeçin” buyurdu. Hizmetçi; Ey mevlam: “Ve’l afîne an’in nas” (İnsanları affedenler) dediğinde, İmam (a.s); “Seni affettim” buyurdu. Hizmetçi; Ey mevlam: “Vallahu yuhibb’ul muhsinin” (Allah ihsan edenleri sever) dediğinde de İmam (a.s); “Sen Allah rızası için serbestsin, sana bağışladığım miktarın  bir kaç katı daha senin içindir” buyurdu. (21)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Şecaati

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Aşura günü sergilediği şecaat ve cesaretin eşini hiç kimse görmeyip ve görmeyecektir de. İmam (a.s) Aşura günü, karşısına çıkan herkesi kılıçtan geçiriyordu, böylece düşmandan çok sayıda insanlar öldürdü. Ömer b. Sa’d bu durumu görünce; “Tek tek onun karşısına çıkmayın, hep birlikte ona saldırın” diye emretti.

Bazı raviler şöyle demiştir: “Ashabı, evladı ve bütün aile fertleri ölüp de onun gibi şecaatli savaşan biri vallahi görülmemiştir. İmam Hüseyin (a.s) susuz olmasına rağmen düşman ordusunun hangi semtine saldırıyorduysa adeta çekirgeler gibi onun önünden kaçıyorlardı... Nihayet uzaktan İmam (a.s)’ı ok yağmuruna tutup ne kadar korkak olduklarını kanıtladılar. (22)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Müminlerin Kalbindeki Aşkı

 

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Bir gün Peygamber (s.a.a), Hüseyin (a.s)’ı kucağına alarak şöyle buyurdu: “Hüseyin’in şahadeti için müminlerin kalbinde bir aşk vardır, o aşk asla soğumaz.”

Sonra buyurdular ki: “Babam, her gözyaşın maktulü olana (Hüseyin’e) feda olsun.”

 Ey Resulullah’ın torunu, her gözyaşın maktulü nedir? dediklerinde; “Onu anan her mümin, mutlaka ağlar” buyurdular.(23)

 

Zalimlere Biat Etmemesi

 

İmam Hüseyin (a.s)’dan Yezid’e biat etmesini istediklerinde şöyle buyurdular:

“Benim gibi birisi, Yezid gibi birisine biat etmez. Fakat biz de, siz de sabahlayalım ve hangimizin hilafet ve biate daha layık olduğunu bekleyelim.” (24)

 

Zillete Boyun Eğmemesi

 

İmam Hüseyin (a.s) Aşura günü Kufe halkına hitaben şöyle buyurdular:

“...Bilin ki, zina zade oğlu zina zade (İbn-i Ziyad), beni savaşla zillet arasında bırakmıştır; ona teslim olmak ve zillete boyun eğmek bizden uzaktır.” (25)

 

İmam Hüseyin’e Aşura Günü Ağlamak

 

İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:

 “Babam (İmam Kazım) Muharrem ayı girdiğinde, güler görülmezdi¸ on gün geçene kadar gam ve hüzün ona galip olurdu; Aşura günü (Muharrem ayının onu) olduğunda, o gün onun musibet, hüzün ve ağlamak günü olurdu; işte o gün Hüseyin (a.s)’ın öldürüldüğü gündür.” (26)

 

Aşura Gününün Musibet Günü Oluşu

 

Abdullah b. Fazl el-Haşimî diyor ki:

“İmam Sadık (a.s)’a dedim ki; “Ey Resulullah’ın torunu! Aşura günü, nasıl musibet, gam ve ağlama günü oldu da Resulullah (s.a.a)’in vefat günü, Fatıma (a.s)’ın ölüm günü, Emir’ul- Muminin Ali (a.s)’ın katledildiği gün ve Hasan (a.s)’ın zehirle öldürüldüğü gün musibet günü olmadı?”

İmam (a.s) cevaben şöyle buyurdular:

“Hüseyin (a.s)’ın musibet günü, diğer günlerin musibetinden daha büyüktür. Çünkü Kisa ashabı, Allah katında yaratıkların en üstünleri idiler; bunlar beş kişi idi. Onların arasından Resulullah (s.a.a) vefat ettiğinde, Emir’ul- Muminin Ali, Fatıma Hasan ve Hüseyin hayatta idiler; halk için bir teselli ve gönül rahatlığı vardı. Fatıma (a.s) dünyadan göçtüğünde, Emir’ul- Muminin, Hasan ve Hüseyin halk için bir teselli ve gönül rahatlığıydılar. Emir’ul- Muminin de şehit olduğunda, Hasan ve Hüseyin halk için bir teselli ve gönül rahatlığıydılar. Hasan (a.s) da öldürüldüğünde, Hüseyin (a.s) halk için bir teselli ve gönül rahatlığı idi. Hüseyin (a.s) katledildiğinde artık Kisa ashabından, halka teselli ve gönül rahatlığı olacak bir kimse kalmadı. Öyleyse onun ölmesi hepsinin ölmesi demekti. Nitekim onun baki kalması hepsisinin baki kalması gibi idi. İşte bundan dolayı İmam  Hüseyin (a.s)’ın musibet günü diğer musibet günlerinden daha büyüktür.” (27)  

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kim Aşura günü, ihtiyaçları için çalışmayı terk ederse, Allah Teala onun dünya ve ahiret ihtiyaçlarını karşılar. Aşura günü kimin musibet, hüzün ve ağlama günü olursa, Allah Teala kıyamet gününü, onun mutluluk ve sevinç günü kılar ve cennette gözü bizimle aydınlanmış olur. Kim Aşura gününü bereket günü adlandırır ve o gün evi için bir şey stok ederse, stok ettiği şey onun için mübarek olmaz ve kıyamet günü cehennemin en alt tabakasında Yezid, Ubeydullah b. Ziyad ve Ömer b. Sa’d ile haşır olur.” (28)

 

İmam Hüseyin’in Katline Lanet Etmek

 

İmam Rıza (a.s) İbn-i Şebib’e şöyle buyurdular:

“Ey Şebib, eğer cennette yapılmış olan odalarda Peygamber ve Ehl-i Beyt’i ile beraber olmak istiyorsan, Hüseyin’in katillerine lanet etmelisin.” (29)

Davud-u Rıkkî diyor ki:

İmam Sadık (a.s)’ın yanında durmuştum, su istedi, suyu içtiğinde gözlerinin yaşla dolduğunu ve ağladığını gürdüm. Sonra şöyle buyurdu:

 “Ey Davud! Allah, Hüseyin’in katiline lanet etsin; Hüseyin’i anmak hayatı gamlı kılır (karartır). Ben her soğuk su içtiğimde Hüseyin’i anıyorum; kim su içip de Hüseyin’i anar ve onun katiline lanet ederse, Allah Teala ona yüz bin hasene (sevap) yazar, yüz bin günahı onun amel defterinden siler, yüz bin derece onun makamını yüceltir, yüz bin köle azat etmiş gibi olur ve Allah Teala onu, kıyamet günü güler yüzlü olarak haşır eder.” (30)  

       

İmam Hüseyin (a.s)’ı Anmanın Niteliği

 

Hasan b. Ebu Fahite şöyle diyor:

İmam Sadık (a.s)’a dedim ki;”Canım sana feda olsun! Hüseyin b. Ali (a.s)’ı anıyorum, onu andığımda ne söyleyeyim?” İmam (a.s) buyurdular ki şöyle de: “Sallallahu aleyke ya Eba Abdullah” (Allah’ın selamı sana olsun ey Eba Abdullah) ve bu sözü üç defa tekrarla” (31)

İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:

“Ey İbn-i Şebib, Hüseyin (a.s)’la şahadete erişen kimsenin sevabı kadar sen de sevap elde etmek istiyorsan, onu andığında şöyle de: “Ya leyteni kuntu meahum fe efuze fevzen azima” (Keşke ben de onlarla olsaydım ve büyük bir makama - şahadete- erişseydim.) (32)

 

İmam Hüseyin’in Musibetini Anmak

 

İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:

“Kim bizim musibeti anıp da ağlar veya başkalarını ağlatırsa, gözlerin ağladığı gün onun gözü ağlamaz. Kim bizim emrimizin (velayetimizin) ihya edildiği bir mecliste oturursa, kalplerin öldüğü gün onun kalbi ölmez.” (33)

Şair olan Ebu İmare şöyle diyor:

İmam Sadık (a.s) bana: “Ey Ebu İmare! Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir oku”  diye buyurdu. Ben şiir okudum, o da ağladı. Sonra yine şiir okudum, yine ağladı. Allah’a andolsun ki, ben okudukça o da ağlıyordu, hatta evdekilerin de ağlama seslerini duydum.

İmam (a.s) bana buyurdular ki:

“Ey Ebu İmare! Kim Hüseyin b. Ali hakkında bir şiir okur da elli kişiyi ağlatırsa, cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da kırk kişiyi ağlatırsa cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da otuz kişiyi ağlatırsa cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da yirmi kişiyi ağlatırsa cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da on kişiyi ağlatırsa cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da bir kişiyi ağlatırsa cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da kendisi ağlarsa cennet ona farz olur; kim Hüseyin (a.s) hakkında bir şiir okur da ağlar görünmeye çalışırsa cennet ona farz olur.” (34)

 

İmam Hüseyin (a.s)’a Ağlamak

 

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Ey İbn-i Şebib! Birine ağlayacak olursan, Hüseyin b. Ali’ye ağla. Çünkü o bir koçun boğazlandığı gibi boğazlandı ve onun ailesinden yeryüzünde eşleri bulunmayan on sekiz kişi öldürüldü. Onun ölümü için yedi gökle yerler ağladı.” (35)

Ebu İmare Şöyle diyor:

İmam Sadık (a.s)’ın yanında Hz. Hüseyin (a.s) anıldığı gün, İmam (a.s) o gün akşama kadar kesinlikle güler yüzlü görülmezdi ve; “Hüseyin her müminin göz yaşıdır.” buyuruyordu. (36)

İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:

“Ağlayanlar Hüseyin gibisine ağlamalıdırlar; çünkü ona ağlamak büyük günahları döker (silip yok eder).” (37)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Ziyareti

 

İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:

“Hüseyin (a.s)’ın ziyareti en üstün amellerdendir.” (38)

İmam Bakır (a.s) buyurmuş ki:

“Kim yerinin cennet olmasını istiyorsa, mazlumun ziyaretini terk etmemelidir.” Mazlum kimdir? denildiğinde; “Kerbela sahibi Hüseyin b. Ali’dir.” buyurdular. (39)

İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:

“Hüseyin (a.s)’ı ziyaret ediniz, ona cefa etmeyiniz (bu hususta kusur etmeyiniz). Çünkü o, yaratıklardan cennet ehli gençlerinin efendisi, şehitlerin ise serveridir.” (40)

Yine İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:

“Allah-u Teala, kime hayır vermek isterse, İmam Hüseyin ve ziyaretinin sevgisini onun kalbine yerleştirir.” (41)

 

İmam Hüseyin’i Uzaktan Ziyaret Etmek

 

İmam Sadık (a.s) Sudeyr’e şöyle buyurmuşlardır:

“Ey Sudeyr! Neden Hüseyin (a.s)’ın kabrini her Cuma günü beş ve her gün bir defa ziyaret etmiyorsun?” Ben; “Sana feda olayım, bizimle onun arasında fersahlarca mesafe vardır” dediğimde şöyle buyurdular:

 “Evin üzerine çık, sonra sağa ve sola bak, sonra başını göğe doğru kaldır, daha sonra Hüseyin (a.s)’ın kabrine doğru yönelerek şöyle de: “Es-Selamu aleyke ya Eba Abdillah! Es-Selamu aleyke ve rahmetullahi ve berekatuh” ( Selam olsun sana ey Eba Abdullah! Allah’ın selam, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun). Böyle yaptığında bir ziyaretin sevabı sana yazılır, bu ziyaretin sevabı da bir hacla umredir.”

Sudeyr diyor ki: Ben (İmam’ın sözünü duyduktan sonra) her gün yirmi defadan fazla bu ziyareti okurdum. (42)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Suresi 

 

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Farz ve müstahap namazlarda Fecr suresini okuyun. Çünkü o sure, Hüseyin b. Ali’nin suresidir. O sureyi okumaya rağbet edin, Allah size rahmet etsin.” 

Mecliste hazır olan Ebu Usame; “Bu sure nasıl sadece Hüseyin (a.s)’a mahsus olur?” dediğinde İmam (a.s) şöyle buyurdular:

 “Allah’ın şu ayetini: “Ey mutmain (tatmin olmuş) nefs! Dön rabbine, O’ndan razı olarak ve rızasını kazanmış bulunarak. Artık kullarımın arasına katıl ve gir cennetime” işitmedin mi? Allah Teala bu ayetten Hüseyin b. Ali (a.s)’ı kastetmiştir. Çünkü onun nefsi tatmin bulmuş, razı olmuş ve rabbinin rızasını kazanmıştır. Muhammed (s.a.a) ailesinden olan ashabı ise kıyamet günü rablerinden razıdırlar, O da onlardan razıdır.

Bu sure, Hüseyin b. Ali, onun şiaları ve Muhammed Ehl-i Beyti’nin şialarına mahsustur. Kim Fecir suresini sürekli okursa, cennette İmam Hüseyin’le birlikte ve onun derecesinde olur. Allah Teala aziz ve hekimdir.” (43)

 

İmam Hüseyin (a.s)’ın Duası

 

“Allah’ım! Kelimelerinin, arşının düğüm (bağlantı) yerlerinin, göklerinin sakinleri, Peygamber ve elçilerinin yüzü suyu hürmetine, duamı icabete eriştir; şüphesiz işimde zorluk beni kuşatmıştır. Öyleyse Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat etmeni ve işimde benim için bir kolaylık kılmanı senden istiyorum.” 

Resulullah (s.a.a)’in buyurduğuna göre bu dua, Allah-u Tebarek ve Teala tarafından kendisine ilham edilen Hüseyin (a.s)’ın duasıdır. Kim bu duayı namazdan sonra oturduğu halde okursa, Allah Teala onu İmam Hüseyin (a.s)’la haşreder ve İmam (a.s) kıyamet günü onun şefaatçisi olur, Allah Teala onun gamlarını giderir, borcunu öder, işlerini kolaylaştırır, yolunu açık kılar, onu düşmanlarına güçlü eder, onun ayıplarını açmaz, göğsünü (ilim ve marifetle) genişletir ve ölüm anında “La ilahe illellah” şehadetini ona telkin eder. (44)

 

İmam (a.s)’ın Sabah Ve Akşam Okuduğu Dua

 

Seyyid b. Tavus diyor ki:

“Hüseyin b. Ali (a.s), sabah ve akşam olduğunda şu duayı okuyordu:

“Bismillahirrahmanirrahim, bismillahi ve billahi ve minellahi ve ilellahi ve fî sebilillahi ve alâ milleti resulillahi ve tevekkeltu alallahi velâ havle velâ kuvvete illa billah’il- aliyy’il- azim.

Allahumme innî eslemtu nefsî ileyke ve veccehtu vechî ileyke ve fevveztu emrî ileyke. İyyake es’el’ul-âfiyete min kulli sûin fid-dünya ve’l-ahireti.”

“Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Allah’ın adıyla, Allah’ın yardımıyla, Allah’dan, Allah’a doğru, Allah’ın yolunda, Resulullah’ın dini üzere hareket ediyorum. Allah’a tevekkül ettim, güç ve kudret ancak yüce ve âzim olan Allah’tandır.

Allah’ım, kendimi sana teslim ettim, yüzümü sana çevirdim ve işlerimi sana bıraktım. Dünya ve ahiretteki her kötülükten kurtulmayı sadece senden istiyorum.”(45)

_______________________

Kaynaklar:

1 - Emali-yi Saduk, s. 101.

2 - El-Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 59.

3 - Kamil’uz- Ziyarat, s. 70.

4 - a.g.e, s. 52 ve 53.

5 - Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 4, s. 73.

6 - Mişkat’ul-Envar, s. 170.

7 - Menakıb-i İbn-i Şehraşub, c. 3, s. 401.

8 - Vefat-u Zeyneb’ul-Kubra, s. 11.

9 - Bihar, c. 10, s. 317.

10 - Usd’ul-Ğabe, c. 2, s. 21.

11 - Bihar’ul-Envar, c. 82, s. 311.

12 - Mehasin-i Berkî, c. 1, s. 146.

13 - Nisa/86.

14 - Keşf’ul-Ğumme, c. 2, s. 31.

15 - Mevsuat-u Kelimat’il- Hüseyin -a.s- s. 246; Kafî, c. 6, s. 19.

16 - Mevsuat-u Kelimat’il-Hüseyin, s.624; Bihar, c.66, s. 433.

17 - Menakıb, c. 4, s. 66; Bihar, c. 44, s. 190, H. 3.

18 - İhticac-ı Tabersi, s. 296.

19 - Menakıb-i İbn-i Şehraşub

20 - A’yan’uş- Şia, c. 1, s. 580

21 - a.g.e.

22 - Bu konudaki tarih kitaplarına bakabilirsiniz.

23 - Müstedrek’ul-Vesail, c. 10,s. 318.

24 - Futuh-u İbn-i A’sem-i Kufî c. 5, s. 14.

25 - İhticac-ı Tabersi, s. 336.

26 - Emali-yi Saduk, s. 111.

27 - İlel’uş- Şerayi, s. 225-227.

28 - Emali-yi Saduk, s. 112.

29 - a.g.e, s. 113.

30 - a.g.e, s. 122.

31 - Emali-yi Tusi, c. 2, s. 53.

32 - Emali-yi Saduk, s. 113.

33 - Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 294. Emali-yi Saduk, s. 68.

34 - Sevab’ul-A’mal, s. 109 ve 110.

35 - Uyun-u Ahbar’ur- Rıza, c. 1, s. 299.

36 - Kamil’uz- Ziyarat, s. 108.

37 - Emali-yi Saduk, s. 111.

38 - Kamil’uz- Ziyarat, s. 147.

39 - a.g.e, s. 141.

40 - a.g.e, s. 109.

41 - a.g.e, s. 142.

42 - a.g.e, s. 287. Men La Yahzuruh’ul-Fakih, c. 2, s. 599.

43 - Te’vil’ul-Ayat, c. 2, s. 796.

44 - Uyun-u Ahbar’ir-Rıza, c.1, s.60. Kemal’ud-Din, c.1, s.265.

45 - Muhec’ud- Da’vat, s. 175; Bihar, c. 86, s. 313, H. 65.

 

 

 
Sonraki >
Themes and Templates by dezinedepot